güvenli tedarik zinciri mantığı basittir; bir gönderi ya baştan sona güvenli ellerde kalmıştır ya da uçağa binmeden önce taranmıştır. regulated agent bu zincirin düğümüdür. bir bilinen gönderici'den gelen yükü taramadan kabul edebilir, çünkü yük zaten güvenli bir ortamda hazırlanıp mühürlenmiştir. bilinmeyen bir göndericiden gelen yükü ise x-ray, eds, iz dedektörü ya da elle arama gibi yöntemlerle taramak zorundadır. tarama bitince yükün güvenlik statüsü belirlenir ve bu statü eşlik eden güvenlik beyanıyla birlikte gider; yolcu uçağına uygun mu, yalnız kargo uçağına mı, yüksek riskli bir kaynaktan mı geliyor gibi.
havayolu ya da kargo kabul masası bir ra'dan gelen yükü bu beyan sayesinde yeniden taramadan uçağa bağlayabilir. ama beyanda bir eksik, mühürde bir kopukluk, sayıda bir fark varsa zincir kopmuş sayılır ve yük yeniden taranır. avrupa'ya kargo uçuran üçüncü ülke havayolları için bu zincirin kendi ülkelerindeki karşılığı acc3 kuralları içinde ayrıca denetlenir. bir ra'nın onayı denetimle alınır ve denetimle kaybedilebilir; ciddi forwarder'lar güvenlik sorumlusunu bu yüzden en kıdemli çalışanları arasından seçer.


@takemybreathaway