Türkiye'nin en büyük inovasyon ve girişimcilik bültenine katılın
Teşekkürler!
Türkiye'nin en kapsamlı girişimcilik ve inovasyon bültenine kaydolduğunuz için teşekkür ederiz.
Belirli aralıklarla e-posta kutunuza; girişimcilik, inovasyon, teknoloji, proje geliştirme ve üretim kültürüne dair rafine edilmiş içerikler göndereceğiz. Dilediğiniz zaman aboneliğinizi kolayca iptal edebilirsiniz.
Bültene kaydolmak güzel bir başlangıç. Peki, inovanadolu'nun bir parçası olmaya ne dersiniz?
inovanadolu.com'a şimdi üye olarak topluluklara katılabilir, projelerinizi görünür kılabilir, yeni insanlarla tanışabilir ve fikirlerinizi üretime dönüştürebileceğiniz araçlara erişebilirsiniz.
Bir sonraki versiyonunuzu ortaya çıkarmak ve üretim yolculuğunuza başlamak için sizi inovanadolu'ya bekliyoruz.
otuz yıllık dostluklar nasıl korunur: yetişkin hayatında arkadaşlık mesaisi
Kırklı yaşlara yaklaşırken fark ettim ki eski dostluklarımın çoğu kendiliğinden değil ihmalden zayıflamış, iş, aile ve yorgunluk üçgeninde arkadaşlık takvimin en kolay silinen kalemi olmuş, son iki yıldır bilinçli bir onarım çalışması yürütüyorum ve öğrendiklerim belki başkasının da dostluklarını kurtarır. İlk kabul şu, yetişkin arkadaşlığı kendiliğinden yaşamıyor, okul ve askerlik gibi mecburi bir aradalıklar bitince arkadaşlık emek isteyen bir bahçeye dönüşüyor, kendiliğinden görüşürüz diyenler yılda bir düğünde görüşüyor, bu tespit karamsar değil özgürleştirici, çünkü emek verilebilir bir şeyden bahsediyoruz. Pratikte işe yarayanlar şunlar, takvime bağlamak, ayın ilk cuması dörtlü kahvaltı gibi tekrarlayan randevular, her seferinde sıfırdan organizasyon derdini öldürüyor, bizim aylık kahvaltı iki yıldır aksamadı çünkü kimse organize etmiyor, takvim organize ediyor. İkincisi küçük temasın gücü, uzun görüşme fırsatı beklemek yerine iki satır mesaj, aklıma geldin, şunu görünce seni düşündüm, dostluk büyük buluşmalarla değil küçük dokunuşlarla besleniyor, telefon rehberinde yukarı kaydırıp rastgele bir eski dosta yazmak diye bir alışkanlığım var artık, tuhaf ama işliyor. Üçüncüsü hayat evresi farklarına saygı, çocuklu arkadaşla çocuksuz arkadaşın müsaitlik saatleri farklı, buluşmayı kendi düzenime göre değil onun düzenine göre önermek görüşme oranını ikiye katladı. Ve zor olanı, bazı dostlukların mevsimlik olduğunu kabul etmek, herkesle eski yoğunlukta devam etmek mümkün değil, üç beş derin bağa mesai, gerisine iyi dilek, bu ayıklama vefasızlık değil gerçekçilik. Yalnızlık çağın sessiz salgını deniyor, ilacının reçetesi de bu kadar basit görünüyor işte, takvim, iki satır mesaj ve biraz kasıt.