Bu yaklaşım, klasik yönetim düşüncesinde olduğu gibi insanı “üretim faktörlerinden biri” ve makinenin bir parçası şeklinde ele almamış, insanların örgütler içinde ne şekilde davranmaları gerektiğinden çok nasıl davranacaklarını belirlemiştir. Neoklasik yaklaşımın temel felsefesi insanların birbirlerinden farklı olduklarına, insan davranışının mutlaka bir nedene dayanacağına, örgütün sosyal bir sistem olduğuna, insanın diğer üretim faktörleri seviyesinde düşünülemeyeceğine ve onlardan farklı olarak ele alınması gerektiğine dayanmaktadır.
Beşeri ilişkiler yaklaşımı, motivasyon, liderlik, grup davranışı, kişiler arası ilişkiler ve iletişim gibi mikro konularla gelişmeye başlamış; daha sonra biçimsel ve biçimsel olmayan örgüt, sosyal ve teknik sistemler arasında etkileşim, birey ve örgüt bütünleşmesi vb. makro konu ve sorunlar üzerine eğilerek olgunlaşmasını tamamlamış “örgütsel davranış yaklaşımı” akımı haline gelmiştir [1 ].
Örgüt kavramı, insanların birtakım ortak amaçlar ve değerler uğruna ortaya koydukları bir anlaşmayı ve birlikteliği içermektedir. [2 ] Örgütsel kültür, örgüt üyelerinin paylaştığı duygular, normlar, etkileşimler, etkinlikler, beklentiler, varsayımlar, inançlar, tutumlar ve değerlerden oluşmaktadır. Örgüt kültürü, bir örgütün temel değerlerini ve inançları ile bunları çalışanlara ileten sembol, tören ve mitolojilerin tümüdür.
Küreselleşmeyle birlikte artan rekabet içinde daha da önemli hale gelen insan unsuru örgütlerde eskiye oranla daha çok dikkate alınmaya başlanmıştır. Bilhassa insanın örgüt içindeki ve örgütü ilgilendiren davranışları bilimsel yöntemlerle incelenerek kavramsallaştırılmaya çalışılmaktadır.
Bu kapsamda sinizm örgütler için oldukça önemli bir konudur. Örgüt politikalarının belirlenmesinde sinizmin kişisel ve örgütsel sonuçlarının bilinmesi yöneticiler için dikkatlerden kaçırılmaması gereken konulardandır.
Bakınız: sinik
Bakınız: sinizm


@titus