Otopoyiyez yaklaşımına göre örgüt kendi kendisini örgütleyebilmek için çevresiyle etkileşime girer. Dolayısıyla aslında çevresi, kendisinin bir parçasıdır (Maturana ve Varela, 1980:88-89). Bu nedenle, örgütlerin kapalılık özelliği göstermesi, çevreden kopuk olması ve çevreyle etkileşim içine girmemesi anlamına gelmemektedir. Kapalılık özelliği, örgütün kendi kendini örgütleme ve kendini oluşturma özelliğinden dolayı, zaten çevresiyle ilişki içerisinde olması ve çevresinden
ayrı olarak düşünülememesi gerekliliğinden kaynaklanmaktadır (Morgan, 1998:281-282). Dolayısıyla otopoyiyez kavramının temeli kendi kendini örgütleme ilkesine dayanmaktadır. Kendi kendini örgütlemem mantığını barındırarak, indirgenimci analizi reddeden birlikte evrim ilkesi de bu anlamda otopoyiyez kavramıyla örtüşmektedir. Tek taraflı gücün yetersizliğini (seçim yada uyum) savunan birlikte evrim, bu özelliği itibariyle kendi kendini örgütleyen bir sistemi; kendiliğinden, yansımalar şeklinde meydana gelen bir döngüyü içermektedir. Kendiliğinden gerçekleşen
karşılıklı yansımaların meydana getirdiği bir döngü, açık sistem yaklaşımını, sisteme yapılan bir müdahale
olarak gördüğünden dolayı karmaşık sistem özelliklerinin “otopoyiyez” kavramıyla örtüştüğünü ifade etmek mümkündür. Zira birlikte evrim ve kendi kendine örgütleme ilkeleri bu uyuşmanın en temel ispatları- dır. Karmaşıklık kuramını diğer örgüt kuramlarından farklılaştıran indirgenimci olmama özelliği (tek taraflı gücün/seçim ya da uyumun yetersizliği, bağımlı ve bağımsız değişken ayırımının yapılamaması, sistemin onu oluşturan parçalara indirgenememesi), otopoyiyez ile aynı mantığı taşıdığından ötürü; karmaşıklık teorisi, otopoyiyez ile yakından ilişkilidir. [1]


@titus