iş kabaca üç adımda yürür. önce planlama gelir; kargodan gelen rezervasyon, dcs'teki beklenen yolcu ve bagaj tahmini, varsa posta ve şirket malzemesi alınır, hangi konteynerin hangi pozisyona gideceği belirlenir ve rampaya lir çıkar. sonra gerçekleşen değerler toplanır; check-in kapanır, kapıda biniş biter, ramptan yükleme raporu döner. en son da ağırlık ve denge hesabı kesinleşir, final loadsheet basılır, uçak kalktıktan sonra da ldm ve cpm mesajı varış istasyonuna gider.
bu işi yapan kişiye load controller ya da load planner denir; çoğu yerde tip bazında eğitim ve yetki ister, çünkü bir dar gövde ile bir geniş gövdenin ambar yapısı, endeks tabloları ve limitleri tamamen farklıdır. ofiste çalışan biri zamanla rakamlardan uçağı tanımayı öğrenir; ön ambarı boş, arka ambarı tıka basa dolu bir planı görünce midesi kasılır.
aklımda kalan en net ders, bu işte hız ile aceleciliğin aynı şey olmadığı. kapı kapanmak üzereyken gelen iki transfer yolcuyu ve bir rush bag'i hesaba katmadan loadsheet basmak bir dakika kazandırır, sonra on dakika kaybettirir.


@takemybreathaway