fiyat verirken yaptığım en pahalı hata: saatlik ücret
Saatlik ücretin sorunu şu: hızlandıkça daha az kazanıyorsunuz. On yıllık tecrübeyle iki saatte yaptığınız iş, acemi birinin sekiz saatte yaptığı işle aynı. Siz cezalandırılıyorsunuz.
İkinci sorun, müşterinin saate odaklanması. Kaç saat sürdü sorusu konuşuluyor, ne kazandırdı sorusu konuşulmuyor. Değer tartışması hiç açılmıyor.
Üçüncü sorun, gelirin tavanı belli. Günde çalışabileceğiniz saat sınırlı, dolayısıyla geliriniz de sınırlı.
Proje bazlıya geçerken zorlandığım yer, kapsamı netleştirmekti. Çözümü şöyle buldum:
Teklif öncesi bir keşif görüşmesi yapıyorum ve bunun ücretini ayrı alıyorum. Bir iki saatlik bir görüşme, işin gerçekte ne olduğunu ortaya çıkarıyor. Ücretli olması iki tarafı da ciddi kılıyor.
Teklifte üç seçenek sunuyorum. Dar kapsamlı, orta ve geniş. Müşteri hangisini seçerse seçsin kapsam net oluyor ve tartışma hangisi sorusuna kayıyor, pahalı mı sorusuna değil.
Kapsam dışı istekler için saatlik ücret tanımlıyorum. Böylece ek iş reddedilmiyor, fiyatlandırılıyor.
Revizyon sayısını yazıyorum. Sınırsız revizyon, projeyi bitmez hale getiriyor.
Bir de tahmin payı ekliyorum. Tecrübeyle öğrendim, ilk tahminimin üzerine belirli bir oran koymazsam hep zararına çalışıyorum.

@titus