El Cezeri için birçok kaynakta “mühendis”, “mucit” yakıştırması yapılmış olsa da bu yakıştırma eksik kalmaktadır. Nitekim. yapmış olduğu çalışmalarda aynı zamanda akademik bir çizgi izlemektedir. Dolayısıyla bir bilim insanı olarak nitelendirilebilir. Zira kendinden önceki araştırmacıların çalışmalarını incelemiş, kritik etmiş, eksiklerini ve doğru taraflarını not etmiştir. Bunlara ek olarak yapmış olduğu bu akademik/literatür çalışmalar sayesinde kendisinden önceki bilim insanlarının çalışmalarını geliştirmiştir.
Ortadoğu’da Yukarı Mezopotamya bölgesinde yaşamış olan El Cezeri’yi bölge insanından önce Avrupalılar tanımış ve kendisi hakkında araştırmalar yapmıştır. Yakın tarihte El Cezeri’yi ilk anlatan Prof. Elihard Wiedamann (1852-1928) olmuştur. Wiedamann, araçları bazı teknik resimler çizerek de anlatmıştır. El Cezeri hakkında en kapsamlı çalışmayı ve kitabının İngilizce çevirisini yapan Donald R. Hill, “The Book of Knowledge of Ingenious Mechanical Devices” adlı kitabıyla (1974) El Cezeri’nin eserlerinin daha geniş kitlelerce anlaşılmasını sağlamış ve El Cezeri’nin robotik ve sibernetiğin öncüsü olduğunu günümüz insanlarına göstermiştir. Donald R. Hill bu yayınından sonra 1976’da kitapta anlatılan su saatlerinden birini yapmış ve Londra Bilim Müzesinde sergiletmiştir. El Cezeri daha sonraki süreçte ülkemizde de tanınmaya başlanmış ve hakkında çalışmalar yapılmıştır.
Ülkemizde El Cezeri ile ilgili ilk çalışmayı yapan ünlü tarihçi İbrahim Hakkı Konyalı (1896-1984) önce 1951 yılında “Tarih Hazinesi” dergisinde daha sonra da 1972 yılında “Kara Amid” dergisinde El Cezeri’den bahsetmiştir. Geçen zaman zarfında El Cezeri hakkında makaleler yayınlanmış olsa da kendisi hakkındaki bilgiler hep tekrar niteliğinde olmuştur.
Aslında El Cezeri’nin varlığını bilmemizi sağlayan zamanının Diyarbekir Sultanı el-Salîh Nasîrüddîn Ebu'l Feth Mahmûd bin Muhammed bin Karaaslan, bin Davûd ibn Sukmân bin Artuk olmuştur. El Cezeri kendi yazdığı “El-Câmi’ Beyne'l- ‘İlmVe'l-Amel En-Nâfi’ Fi Es-Sınaâ’ti'ül-Hiyel” adlı kitabın yazımını sultanın emriyle olduğunu kitabın giriş bölümünde kendisi bahsetmiştir. Zamanının Diyarbekir Sultanı sayesinde böyle büyük bir bilim adamını tanıma şansı doğmuştur.


@titus