sezgi şöyle. bir sahanın gerçek değeri 10 milyon dolar olsun ama kimse bilmesin. beş şirket kendi jeologlarıyla tahmin yapıyor; tahminler ortalamada doğru, yani bazısı 7, bazısı 13 diyor. herkes kendi tahmini kadar teklif verirse ihaleyi en iyimser tahmini yapan, yani 13 diyen kazanır ve 3 milyon dolar kaybeder. her tahmin tek başına yansız ama tahminlerin en büyüğü yukarı doğru sapmalı. kazanmak kendi başına kötü bir haber taşır; 'ihaleyi aldım' cümlesi aslında 'diğer herkes bu sahaya benden düşük değer biçti' demektir. max bazerman ve william samuelson 1983'te MBA öğrencilerine bozuk para dolu kavanozları açık artırmaya çıkardı; tekliflerin ortalaması kavanozun değerinin altındayken kazanan teklifler ortalamada değerin üstündeydi ve kazananlar para kaybetti. richard thaler bu sonucu 1988'deki anomali yazısında ve 1992'deki 'the winner's curse' kitabında geniş kitlelere taşıdı.
çaresi teklifi bilinçli olarak aşağı çekmek. akılcı bir teklifçi 'bu malın değeri ne' diye değil, 'kazandığım varsayılırsa bu malın değeri ne' diye sorar. rakip sayısı arttıkça kazananın en iyimser kişi olma ihtimali yükselir, dolayısıyla teklif daha da aşağı çekilmelidir. bu açıdan lanet nash dengesinde ortaya çıkan bir şey değil, dengeyi hesaplamamaktan doğan bir hatadır; herkes doğru hesap yapsa kimse ortalamada zarar etmez. kazanma olayının kötü bilgi taşıması, akerlof'un ikinci el araba piyasasındaki ters seçim mantığına da çok benzer ve eksik bilgili oyunların tipik bir sonucudur.
iş dünyasında en pahalı hâli şirket satın almaları. richard roll 1986'da ortaya attığı kibir hipotezinde, birden çok talibin olduğu satın almalarda yöneticilerin hedefi aşırı değerlediğini ve satın alan şirket hissedarlarının sık sık kaybettiğini savundu. danışmanlık yaptığım bir satın almada üç talipli vardı; müşterim kaybettiğinde üzüldü, iki yıl sonra kazanan şirketin değer düşüklüğü kaydettiğini görünce bana teşekkür etti. aynı desen risk sermayesi tarafında talebin çok olduğu sıcak turlarda, spor kulüplerinin serbest oyuncu transferlerinde, frekans ihalelerinde ve halka arzlarda görülür. kamu ihalelerinde ise tersi işler; maliyeti en düşük tahmin eden müteahhit ihaleyi alır ve işi zararına yapar.
sık karıştırılan bir nokta var. kazananın laneti özel değerli mallarda yoktur; bir tabloyu salonuna asmak için alıyorsan ve ona ne kadar değer verdiğini biliyorsan, en fazla heyecana kapılıp fazla ödersin, bu ise açık artırma ateşi denen ayrı bir olgu. ayrıca satıcı malla ilgili bilgiyi açtıkça lanet hafifler; bilgi asimetrisi azalınca alıcılar daha cesur teklif verir ve milgrom ile weber'in bağlantı ilkesine göre bu satıcının ortalama gelirini de artırır. açık artan usul de diğerlerinin ne zaman çekildiğini gösterdiği için laneti, vickrey açık artırması gibi kapalı zarf usullerine göre biraz yumuşatır. oyun teorisi açısından ders basit; kazandığın an, neden kazandığını sor.


@navigator