2011 civarında herkes ilişkisel veritabanını bırakıp belge tabanlı veritabanlarına geçiyordu, 'şema öldü' deniyordu. iki yıl sonra aynı ekipler veri tutarlılığı sorunlarıyla uğraşırken postgresql'e döndü. 2016'da her şey mikroservis oldu; dört kişilik ekipler on iki servis yönetmeye başladı, birkaç yıl sonra 'modüler monolit' adıyla eski usule dönüldü. 2018'de blockchain her yerdeydi; çalıştığım ajansa üç ayda dokuz 'blockchain ile şunu yapalım' talebi geldi, hiçbiri sıradan bir veritabanının yapamayacağı bir şey değildi. sonra metaverse geldi ve gitti.
bu tekrarların bana öğrettiği şey, zirvede teknolojinin kötü değil yanlış yere uygulandığı. belge veritabanları da mikroservisler de bugün doğru yerde gayet iyi çalışıyor. sorun, herkesin onları her yerde kullanmaya çalışmasıydı. sektörde buna yarı şaka 'özgeçmiş odaklı geliştirme' denir; mühendis bir sonraki iş görüşmesinde bahsedebilmek için popüler teknolojiyi seçer. çukur aslında o yanlış yerlerden geri çekilme dönemi.
bugün aynı şeyi buyuk dil modeli ve ajanlarla yaşıyoruz. 2023'te her ürüne bir sohbet kutusu eklendi, çoğunu kimse kullanmadı. şimdi her şeyin ajan olması isteniyor. tahminim, ajanların da aynı yoldan geçeceği yönünde. zirvede her süreci otomatikleştirmeye çalışacağız, birkaç pahalı hata yapacağız, sonra dar ve iyi tanımlanmış işlerde sessizce kalıcı olacaklar.
biraz daha geriye gidince bu döngünün yapay zekanın kendisinde iki kez yaşandığını görüyoruz. yapay zeka kışı denen dönemler bugünkü coşkunun ilk iki provası gibi. o dönemlerden kalan ders, fonu kesen şeyin teknolojinin başarısızlığı değil, vaat edilenle teslim edilen arasındaki fark olduğu.


@endof