oyun teorisindeki en öğretici sonuç, bir nash dengesinin pareto optimal olmak zorunda olmaması. mahkum ikileminin klasik sayılarıyla görelim. iki oyuncu da işbirliği yaparsa ikisi de 3 puan, ikisi de ihanet ederse ikisi de 1 puan alıyor; biri ihanet edip öbürü işbirliği yaparsa ihanet eden 5, diğeri 0 alıyor. ihanet her oyuncu için baskın strateji, dolayısıyla tek denge ikisinin de 1 aldığı nokta. oysa ikisinin de 3 aldığı sonuç herkes için daha iyi; denge pareto açısından düpedüz kötü. aynı tablo, iki rakibin birbirini dengelemek için reklam bütçelerini şişirmesinde ya da ortak malların trajedisinde balıkçıların denizi tüketmesinde görülür. geyik avı ise farklı bir ders verir; iki denge vardır ve biri diğerine göre pareto üstündür, ama oyuncular riskli olanın yerine güvenli ama kötü olanı seçebilir.
en sık yapılan yanlış, pareto optimalliği adaletle karıştırmak. bütün pastayı tek bir kişinin aldığı dağılım da pareto optimaldir, çünkü kimseye bir dilim vermek o kişiyi kötüleştirir. genelde tek bir pareto optimal nokta değil, pareto sınırı denen bir eğri vardır ve aralarında seçim yapmak bir değer yargısı ister. pareto optimal olmayan bir yerden pareto optimal bir yere geçişin de herkesi iyileştirmesi gerekmez. kavram ayrıca 80/20 kuralıyla karışır; o kural, pareto'nun italya'da toprağın yaklaşık yüzde 80'inin nüfusun yaklaşık yüzde 20'sine ait olduğu gözleminden yola çıkarak kalite uzmanı joseph juran'ın sonradan yaydığı bambaşka bir fikir. pareto ölçütü çok katı bulunduğu için nicholas kaldor ve john hicks 1939'da, kazananların kaybedenleri teorik olarak telafi edebildiği değişiklikleri de iyileştirme sayan daha gevşek bir ölçüt önerdi.
uygulamada kavram her yerde. refah iktisadının birinci temel teoremine göre tam rekabetçi bir serbest piyasa dengesi belli varsayımlar altında pareto optimaldir; dışsallıklar, tekel gücü ve bilgi asimetrisi bu varsayımları bozar ve piyasa başarısızlıkları buradan çıkar. mekanizma tasarımı çoğu zaman pareto verimli sonucu teşviklerle yakalamaya çalışır. müzakerede 'pastayı büyütmek' dediğimiz şey de pareto iyileştirmesi aramaktır. çeviri sözleşmelerinde bunu sık yaşarım; yayınevi ödeme vadesini öne çekmekte zorlanıyor, ben de birim fiyatta. vadeyi biraz uzatıp karşılığında telif payı ya da kapakta isim gibi yayınevine pahalıya mal olmayan bir şey aldığımda ikimiz de daha iyi durumda kalıyoruz. makine öğrenmesinde ise doğruluk ile hız ya da maliyet arasındaki seçimde modeller bir pareto sınırı üzerinde karşılaştırılır; sınırın içinde kalan bir model, ondan her açıdan iyi bir alternatif varken seçilmemesi gereken modeldir.


@menamen