Evden çalışınca verim düştü: kafe, ortak çalışma alanı ve kütüphaneyi 6 ay denedim, farklar şöyle
Önce kafeler. Avantajı çeşitlilik ve ses; hafif uğultu bana iyi geliyor. Dezavantajı, bir kahveyle dört saat oturmanın mahcubiyeti ve priz bulma savaşı. Pratikte her iki saatte bir şey sipariş ettim, günlük harcamam ortak alanın günlük ücretine yaklaştı. Bir de telefon görüşmesi yapamadım; müşteriyle konuşmam gereken günler kafe işe yaramadı.
Sonra ortak çalışma alanı. Aylık üyelik aldım. İnternet sağlam, toplantı odası var, telefon kabini var. En sevdiğim tarafı insanların çalışıyor olmasıydı, oradaki hava beni de çalıştırdı. Birkaç serbest çalışanla tanıştım, birinden iş bile geldi. Ama her gün yarım saat yol var ve aylık ücret bir çevirmen geliri için hafif değil. İlk ay her gün gittim, üçüncü ay haftada iki güne düştüm ve üyelik pahalı gelmeye başladı.
En son il halk kütüphanesi. Ücretsiz, sessiz ve şaşırtıcı ölçüde verimli. Sınav dönemlerinde yer bulmak zor, internet bazen yavaş, telefon görüşmesi imkânsız. Ama sadece metin üzerinde çalışacağım günlerde kütüphanede çıkardığım iş, evdekinin neredeyse iki katı oldu. Kimse bana bakmıyor ama herkes çalışıyor, bu yetiyor.
Şu an düzenim şöyle: uzun çeviri günlerinde kütüphane, görüşme ve müşteri işi olan günlerde ev, haftada bir gün de ortak alanda günlük kullanım. Günlük kullanım üyelikten daha mantıklı çıktı, çünkü ben oraya insan görmek için gidiyorum ve buna her gün ihtiyacım yok.
Evden çalışmayı kötülemek istemiyorum, ben de zamanımın büyük kısmını hâlâ evde geçiriyorum. Ama verim düştüğünde araç değiştirmeden önce mekân değiştirmeyi denemek bence daha ucuz bir deney. Yeni bir uygulama indirmektense bir hafta kütüphaneye gidin, farkı kendiniz görürsünüz.



@menamen