Komşu küçük bağlardan adil fiyatla üzüm almak: tek markada birleşmeyi denedik, ilk sezonun muhasebesi
İlk karar fiyattı. Adil fiyat ne demek? Tüccar fiyatının biraz üstü mü, üreticinin maliyeti artı makul bir kâr mı? Biz ikincisini seçtik. Her üreticiyle oturup maliyetini çıkardık, üstüne bir kâr payı koyduk. Ortaya çıkan fiyat tüccar fiyatından belirgin şekilde yüksekti. Bu da bizim marjımızı daralttı.
İkinci konu kalite. Bizim bağ organik sertifikalı, komşuların bazıları değil. Markamızın altında iki ayrı ürün hattı açmak zorunda kaldık: sertifikalı organik ve sertifikasız ama geleneksel yöntemle üretilmiş. Etikette bu farkı açıkça yazdık. Müşteriyi yanıltmamak için bunu çok önemsedik. İki üretici, sertifika sürecine girmek istediklerini söyledi, onlara süreç hakkında bildiklerimi anlattım.
Sonuç ne oldu? Ürünün tamamını satamadık. Komşulardan aldığımız üzümün bir kısmı depoda kaldı ve onu sezon sonunda indirimli olarak toptan vermek zorunda kaldık. Ama üreticiler payını tam aldı, çünkü onlara satıştan değil teslimden ödeme yaptık. Bu riski biz üstlendik ve markamızın bu yılki kârının bir bölümü buna gitti.
Gelecek yıl için değiştireceğimiz şeyler var. Alım miktarını satış tahminine göre belirleyeceğiz, ne kadar getirirlerse almayacağız. Üreticilerle sezon başında anlaşacağız, hasattan sonra değil. Ve belki kooperatif benzeri bir yapı kurup riski paylaşacağız. Bunu yaparsak üreticiler sadece satıcı değil, ortak olacak.
Bu yazıyı sosyal girişim kanalına yazıyorum çünkü yaptığımız şeyin tam olarak ne olduğundan emin değilim. Bir marka mı büyütüyoruz, bir topluluk mu kuruyoruz? Benzer şekilde küçük üreticileri bir çatı altında toplayan biri varsa, bu dengeyi nasıl kurduğunu merak ediyorum.



@tohumcu