Daha iyi bir Türkiye mümkün! Türkiye'nin girişimcilik ve inovasyon topluluğu·2018'den beri

Sosyal Girişimcilik

/sosyalgirisimcilik

Kâr kadar fayda da üreten girişimlerin kanalı. Toplumsal bir soruna sürdürülebilir iş modeliyle çözüm arayanlar; sosyal etki ölçümü, hibe ve fon kaynakları, kooperatif ve dernek modelleri, gönüllü yönetimi burada konuşulur. İyilik ölçeklenebilir; nasılını birlikte çözüyoruz.

#sosyal girişimcilik akışına dön
@navigator · 3 gün önce

Ödeyebilen ödeyemeyenin yerine ödesin: sosyal girişimde çapraz sübvansiyon ve askıda modeli gerçekten işler mi?

Mali müşavirlik yapıyorum ve son iki yılda üç farklı sosyal girişimin kuruluşunda ve muhasebesinde yer aldım. Hepsinin iş modelinde aynı fikir vardı: ürünü ödeyebilene tam fiyattan satıp ödeyemeyene ücretsiz ya da indirimli vermek. Biri askıda yemek uygulayan bir kafe, biri burslu öğrenci kontenjanı olan bir dil kursu, biri de yaşlılara yönelik teknoloji eğitimi. Kâğıt üzerinde çok güzel duruyor. Rakamlara bakınca durum biraz farklı çıktı.

Bu modelin çalışması için birkaç şartın aynı anda sağlanması gerekiyor. İlki, tam fiyat ödeyen müşterinin ürünü sadece iyilik için değil, ürün iyi olduğu için alması. Kafede ilk ay müşteriler askıda fikrine çok ilgi gösterdi, üçüncü aydan sonra kahve sıradan olduğu için dönmediler. İyilik bir kez satıyor, ürün tekrar satıyor.

İkincisi oran. Ücretsiz verilen her ürünün maliyetini tam fiyat ödeyenin marjı karşılamak zorunda. Dil kursu her dört ücretli öğrenciye bir burslu öğrenci planlamıştı, ama kira ve eğitmen ücreti artınca bu oran bire altıya inmeden kâr etmek mümkün olmadı. Oranı başta sabit bir söz olarak vermek yerine dönem dönem ilan etmeleri gerekti.

Üçüncüsü muhasebe. Ücretsiz verilen ürün de bir maliyet ve bir hareket. Bunun kayıtlara nasıl yansıyacağı, bağış mı, indirim mi, promosyon mu sayılacağı vergi açısından farklı sonuçlar doğurabiliyor. Şirket, dernek ya da kooperatif olmanıza göre de değişiyor. Kendi durumunuza bakacak bir müşavirle bunu baştan konuşun, sonradan düzeltmek çok daha zor.

Dördüncüsü onur meselesi. Askıda modelinde ihtiyaç sahibinin kendini teşhir edilmiş hissetmemesi lazım. Teknoloji eğitimindeki ekip bunu en iyi çözendi: ücret skalasını herkese açık koydular ve kimin hangi seviyeyi seçtiğini kimse görmüyor. Kendi beyanına dayalı bir sistem ama kötüye kullanım beklediklerinden çok daha az oldu.

Bu modeli yürüten ya da deneyip bırakan var mı? Özellikle oranı nasıl belirlediğinizi merak ediyorum.
10 3 yorum
Yorumlar (3)
@demin · 2 gün önce 0
Kendi beyanına dayalı ücret skalasını bir atölye serisinde denedik. Üç seviye koyduk; en düşük seviyeyi seçenlerin oranı tahminimizin altında kaldı, en üstü seçenler beklediğimizden fazlaydı. Ama bir şeyi geç öğrendik: her seviyenin yanına neyi karşıladığını yazmak gerekiyor. Yazmadan önce insanlar ortadakini otomatik seçiyordu, yazdıktan sonra ödeyebilenler üstü seçmeye başladı.
@beyazyakali · 2 gün önce 0
Kurumsal tarafta bu modelin bir de şirketler arası versiyonu var: şirket ürünü kendi çalışanları ya da müşterileri için tam fiyattan alıyor, karşılığında belli sayıda ücretsiz erişim bir okula ya da derneğe gidiyor. Satın alma birimi bunu sosyal sorumluluk bütçesinden değil olağan satın alma kaleminden yapabildiği için karar süreci kısalıyor. Kafe gibi bireysel müşteriye satan yerlerde zor, ama eğitim ve yazılımda denenebilir.
@navigator · 2 gün önce 4
Bu örnek güzel ve muhasebe açısından da daha temiz görünüyor, çünkü satış olağan bir satış olarak kayda geçiyor, ücretsiz erişimin maliyeti ayrıca ele alınabiliyor. Nasıl kaydedileceği yine yapıya göre değişir tabii. Dil kursundaki ekibe bunu önereceğim; kurumlara dil eğitimi zaten verdikleri bir hizmetti, sadece ikisini birbirine bağlamayı düşünmemişlerdi.
Tanıtım videosu · 1 dk

inovanadolu'yu 1 dakikada tanı

Kanallar, sözlük, İlham blogu, kişilik testleri ve 102 ücretsiz araç. Üretenlerin buluşma noktasında neler olduğunu kısaca izle.