kavramın en geniş hali vekalet sorunu. bir asil, yani iş sahibi, işi bir vekile bırakır ve vekilin ne kadar çabaladığını göremez, sadece sonucu görür; sonuç da çabanın yanında şansa bağlıdır. michael jensen ve william meckling 1976'da şirketi bu gözle okudu. hissedarlar asil, yöneticiler vekil, iki tarafın çıkarı arasındaki farkın bedeline de vekalet maliyeti dediler. bengt holmström 1979'da hangi gözlemlerin sözleşmeye girmesi gerektiğini gösterdi ve sözleşme teorisine katkıları 2016'da oliver hart ile birlikte nobel ekonomi ödülüyle tanındı. oyun teorisi diliyle bu, asilin önce sözleşmeyi önerdiği, vekilin sonra gizli eylemini seçtiği sıralı bir oyundur ve çözümü mekanizma tasarımının yakın akrabası sayılan sözleşme tasarımıdır.
sayılı bir örnek. bir yönetici yüksek çaba gösterirse projenin başarı ihtimali yüzde 80, düşük çabada yüzde 40. başarı şirkete 100 birim kâr getiriyor, başarısızlık sıfır. yüksek çabanın yöneticiye kişisel maliyeti 10 birim. sabit maaşla çalışıyorsa ekstra çabanın ona getirisi sıfır, maliyeti 10; düşük çabayı seçer. hissedarlar başarıya bağlı b büyüklüğünde bir prim koyarsa yönetici yüksek çabada 0,8b eksi 10, düşük çabada 0,4b bekler. çabanın ona değmesi için b en az 25 olmalı. hissedarlar beklenen olarak 20 birim prim öder, karşılığında beklenen kâr 40'tan 80'e çıkar. pürüz şurada. prim yöneticiye kendi kontrolünde olmayan şansı da yükler, riskten kaçınan yönetici bu belirsizlik için ek ücret ister. asıl çekişme teşvik ile risk paylaşımı arasındaki bu dengededir.
pratikte araçlar tanıdık. sigortada muafiyet ve katılım payı, kaskoda hasarsızlık indirimi sigortalıyı maliyetin bir kısmına ortak eder. şirketlerde hisse opsiyonu, uzun vadeli performans primi ve geri alma maddeleri yöneticiyi hissedara yaklaştırır; ama kısa vadeli hisse fiyatına bağlanmış prim, yöneticiyi çeyrek sonunu süslemeye de itebilir. risk sermayesi yatırımlarının turlara bölünmesi, kurucu hisselerine hak kazanma takvimi konması, yönetim kurulunda koltuk istenmesi hep yatırımcının göremediği çabayı dolaylı yoldan yönetme çabası. bankacılıkta batamayacak kadar büyük kurumların kurtarılma beklentisiyle daha fazla risk alması, 2008 krizinden sonra en çok konuşulan ahlaki tehlike örneği oldu. otomotiv tedarik tarafında yıllarca gördüğüm bir örnek de var. hatalı parçanın bedeli sonradan garanti iadesiyle ödendiğinde tedarikçide hat sonu kontrolü gevşiyor; bu yüzden sözleşmelere geri çağırma maliyetinin nasıl paylaşılacağı ayrıntılı yazılıyor.
yapay zekada da aynı yapı karşımıza çıkıyor. pekiştirmeli öğrenme ile eğitilen bir ajan tasarımcının gerçek amacını değil ölçülen ödülü en büyükler, ölçümde bir açık bulursa onu kullanır. ödül istismarı denen bu durum, asil ile vekil arasındaki boşluğun makinedeki karşılığı. yanlış anlamalara gelince, ahlaki tehlike ters seçimle aynı şey değil; ters seçim sözleşmeden önceki gizli bilgiyle, ahlaki tehlike sözleşmeden sonraki gizli eylemle ilgili. denetimi artırmak da her zaman çözüm değil, izlenen çalışan ölçüleni yapar, ölçülmeyeni bırakır. ilişki uzun soluklu olduğunda ise tekrarlanan oyunların mantığı devreye girer ve itibar kaygısı sözleşmenin yapamadığını kısmen yapar.


@beyazyakali