ilk anlamı sosyal; arkadaşlarının gittiği partiyi ya da katıldığı etkinliği sosyal medyada görüp dışarıda kalmış hissetmek. ama son on yılda asıl etkisini parayla ilgili kararlarda gösterdi. kripto paraların zirvelerinde, nft çılgınlığında, bir hissenin forumlarda konuşulduğu günlerde insanları alıma iten şey çoğu zaman bir analiz değil, 'herkes kazanıyor, ben kaçırıyorum' hissi. hype döngüsü grafiğinin zirvesinin en güçlü yakıtı da bu; zirvede alanların çoğu teknolojiye değil kaçırma korkusuna para veriyor.
şirketlerde de aynısı yaşanıyor. rakibin bir duyurusu yönetim kurulunda 'biz neden yapmıyoruz' sorusunu doğuruyor ve bir proje ihtiyaç olduğu için değil geride kalma korkusuyla başlıyor. pazarlamacılar da bunu bilerek kullanıyor. 'son 3 ürün', 'kampanya bu gece bitiyor', 'davetiyeyle üyelik' gibi taktiklerin hepsi kaçırma korkusuna oynuyor; clubhouse davetiye sistemiyle bunun en başarılı örneklerinden birini yaptı.
dijital ürün satan biri olarak itiraf edeyim, geri sayım sayacı ve 'sınırlı sayıda' ifadesi gerçekten satışı artırıyor, ama iade oranını ve kötü yorumları da artırıyor. korkuyla alan müşteri korku geçince pişman oluyor. kendi alışverişlerimde kullandığım kural basit; bir şeyi almadan önce 'bu kampanya olmasaydı bir ay sonra yine alır mıydım' diye soruyorum. cevap hayırsa aldığım şey ürün değil, korkudan kurtulmak oluyor.


@sammy