sanayide en bilinen örnek kapasite yatırımı. avinash dixit 1980'de yayımladığı makalede yerleşik firmanın kapasiteyi önceden kurmasının neden caydırıcı olduğunu modelledi. somut düşünelim. bir bölgede tek alüminyum profil üreticisi var, yeni bir rakip 30 milyon liralık tesis kurmayı tartıyor. yerleşik firma 'girersen fiyatı kırarım' derse bu laftan ibaret, çünkü rakip girdikten sonra fiyat kırmak kendi kârını da eritir. ama yerleşik firma ikinci hattı önceden kurmuşsa durum değişir. makine alınmış, para batmış, hattın ek üretim maliyeti düşük. rakip girdiğinde o hattı çalıştırıp piyasayı doldurmak artık yerleşik firmanın en iyi tepkisidir. rakip bunu hesaplar ve girmez. stackelberg rekabetindeki liderin avantajı da buradan gelir; üretim kararını önce ve geri alınamaz biçimde veren, takipçinin alanını daraltır. ilk hamle avantajı dediğimiz şeyin önemli bir kısmı, ilk hamlenin taahhüt değeri taşımasıdır.
fiyat eşleme garantisi daha ince bir örnek. bir elektronik zinciri 'başka yerde daha ucuzunu bulursan farkı öderiz' dediğinde müşteriye cömert görünür. rakibin gözünden bakınca mesaj başka; fiyat kırarsan müşteri sana gelmez, bize gelip aynı fiyatı alır, sen sadece marjını kaybedersin. böylece indirim teşviki zayıflar ve bertrand rekabetinin öngördüğü, maliyete kadar inen fiyat savaşı başlamadan söner. steven salop 1986'da bu tür garantileri, en çok kayrılan müşteri maddesiyle birlikte, oligopolde koordinasyonu inandırıcı biçimde kolaylaştıran uygulamalar arasında saydı. rekabet otoritelerinin bu garantilere dikkatle bakması boşuna değil.
taahhüt araçları çeşitli. sözleşmeye konan cezai şart, kurucu hisselerine uygulanan dört yıllık hak kazanma takvimi, tedarikçiyle yapılan al ya da öde anlaşması, kamuoyuna duyurulmuş fiyat politikası, açık kaynak lisansla yayımlanmış ve geri çekilemeyen kod hep aynı işi görür. bir platform şirketi geliştiricilere 'arayüzü keyfimize göre değiştirmeyeceğiz' dediğinde kimse buna tam güvenmez; güvenilmesi için sözü bir lisansa, bir vakfa ya da bağımsız bir standarda bağlaması gerekir. tavuk oyununda direksiyonu söküp camdan atan sürücü de aynı mantıkla hareket eder; geri adım atamayacağını göstererek karşı tarafı çekilmeye zorlar.
sık yapılan hata, taahhüdü sertlikle karıştırmak. yüksek sesle verilen ama geri alınması kolay bir söz taahhüt değil blöftür, ve tekrarlanan oyunlarda blöf bir kez görüldüğünde itibar gider. ikinci hata, esnekliğin bedelini unutmak; piyasa dönerse fazla kapasite batık maliyet olarak bilançoda kalır. üçüncüsü, taahhüdün görünür olması gerekir, rakibin haberi olmayan bir yatırım kimseyi caydırmaz. bizim sektörde bunu çok gördüm. bir rakip yeni pres hattının siparişini fuarda herkesin önünde imzaladı, o yıl iki firma aynı ürüne girmekten vazgeçti. müzakere masasında da kural aynı; elinizdeki alternatifi gerçek ve görünür kılmadan 'kalkar giderim' demenin değeri yoktur.


@turkishpower