Yurt dışından 'ürününüzü bizim markamızla üretir misiniz' talebi geldi: fason ihracatta dikkat edilecekler
İlk konu numune ve tasarım hakları. Alıcı genellikle önce numune istiyor, sonra ambalaj ve etiket tasarımını gönderiyor. Etiket tasarımındaki marka, görsel ve metinlerin alıcıya ait olduğunu ve kullanım hakkının alıcıda olduğunu yazılı olarak teyit edin. Başka birinin tescilli markasını ya da görselini sizin üretim tesisinizde basmak, sorun çıktığında sizi de işin içine çekebilir. Bu noktada bir avukattan destek almak iyi olur.
İkinci konu reçete ve teknik bilgi. Gıda, kozmetik ya da tekstil olsun, ürünün formülü ya da kalıbı sizin emeğiniz. Alıcı bazen her şeyin ayrıntılı dökümünü istiyor. Gizlilik sözleşmesi yapmadan reçeteyi paylaşmayın. Bir müşterim bunu yaşadı; alıcı birkaç sipariş sonra aynı ürünü başka bir ülkedeki üreticiye yaptırmaya başladı.
Üçüncü konu minimum sipariş ve ambalaj stoku. Alıcıya özel ambalaj basacaksanız, matbaanın minimum adedi genellikle alıcının ilk sipariş miktarından fazla oluyor. Artan ambalajın maliyetini kim üstlenecek, bunu baştan konuşun. Yoksa depoda başkasının logosunu taşıyan, kullanamayacağınız kutularla kalırsınız.
Dördüncü konu ödeme. İlk siparişte peşin ya da güçlü bir ön ödeme isteyin. Alıcıya özel üretilen ürünü, ödeme gelmezse başka birine satamazsınız. Bu, standart ürün ihracatından çok daha büyük bir risk.
Beşinci konu hedef ülke mevzuatı. Etiket alıcının adını taşısa da bazı ülkelerde üretici bilgisinin de etikette yer alması gerekiyor. Hangi bilgilerin zorunlu olduğunu alıcıyla birlikte netleştirin, sorumluluğun kimde olduğunu sözleşmeye yazın.
Bu işler doğru kurulursa düzenli ve öngörülebilir bir gelir kapısı olabiliyor. Ama ilk siparişte acele edilirse yukarıdaki maddelerin her biri ayrı bir dert olarak geri dönüyor. Fason ihracat yapmış başka üreticilerin tecrübesini duymak isterim.



@pusula