Girişim sermayesi, kaynakların girişimciye aktarılarak yeni teknolojilerin ekonomiye kazandırılması yolu ile üretim faktörlerini harekete geçiren ve ekonomik büyümeye önemli katkı sağlayan bir finansman tekniğidir. Finansal piyasalarda ilk olarak İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra görülmeye başlanmıştır. Dünya ekonomisinin öncüleri olan ABD ve Japonya’da faiz karşılığı kredi veren bankaların yerini, ortaklığa dayanan finans kurumları almaktaydı. Günümüzde ABD, İngiltere, Japonya, Kanada ve Almanya’da girişim sermayesi modelleri, ileri teknolojiyi geliştiren itici bir güç durumunda bulunmaktadır. Bu ülkelerin sahip olduğu ekonomik gücün temelinde teknoloji üretimi bulunmaktadır. Bu teknoloji üretiminin desteklenmesinde girişim sermayesinin payı oldukça yüksektir
Girişim sermayesinin ekonomik büyümeye katkısı, özellikle teknoloji ve yenilik tabanlı yeni endüstrilerin kurulmasını ve gelişmesini sağlamasıdır. Diğer bir deyişle girişim sermayesi mevcut endüstri kollarında teknolojik yeniliklerle sağladığı verimlilik artışının yanı sıra internet, cep telefonu gibi bütünüyle yeni endüstrilerin ortaya çıkmasında önemli rol oynamaktadır. Yan sanayileri ile birlikte düşünüldüğünde, yeni iş kolları, istihdam ve ihracat artışına sağladığı katkı ile ekonomik büyümeye hız kazandırmaktadır.