Teyzemlerin köyünden incir ve kuru üzüm satışını dijitale taşıdık: iki sezonun dürüst hesabı
Kurduğumuz şey çok basit. WhatsApp Business'ta bir katalog açtık, bir sipariş formu hazırladık, bir de Instagram hesabı. Bir kargo firmasıyla desi üzerinden anlaşma yaptık. Ödemeler havaleyle geliyor, sipariş listesini paylaşımlı bir tabloda tutuyoruz. Fatura işini teyzemin oğlu çözdü: şahıs şirketi açtı, ürünü komşulardan müstahsil makbuzuyla alıp faturalı satıyor.
İlk sezon toplam ürünün yaklaşık üçte birini doğrudan sattık, kalanı yine tüccara gitti. Kilo başına tüccarın verdiğinin aşağı yukarı iki katına satabildik. Ama ambalaj, kargo, hasarlı paket ve benim gibi gönüllünün zamanı düşünülünce net fark yüzde 40 civarında kaldı. Yine de az değil.
Sorunlar beklediğim yerden çıkmadı. Instagram hiç dert olmadı, asıl iş ambalajdaydı. İlk partide incirleri ince poşete koyduk, bazı paketlerde nemlenme ve böcek şikayeti geldi. Vakumlu ambalaja ve kartona geçtik, maliyet arttı ama iade bitti. İkinci büyük dert mesajlar. Teyzem telefonda yazmayı sevmiyor, cevap gecikince müşteri gidiyor. Sonunda bütün mesajları köyde liseye giden bir kuzene bağladık, ona sipariş başına küçük bir pay veriyoruz.
İkinci sezonda siparişlerin yaklaşık yüzde 60'ı ilk yılın müşterilerinden geldi. Bu bana şunu gösterdi: bu işte reklam değil tekrar eden müşteri para kazandırıyor. Bir sonraki adım olarak ofis toplu siparişlerine ağırlık vereceğiz, tek adrese giden on kişilik sipariş hem kargoyu hem paketlemeyi ucuzlatıyor.
Kendi köyünde benzer bir şey düşünen varsa en büyük tavsiyem şu: işi telefona ve sosyal medyaya değil, ambalaja ve cevap veren birine yatırın.



@noway