Tasarım odaklı düşünme atölyeleri neden post-it'te kalıyor? Medikal cihaz firmasında sahaya çıkarak yaptığımız deneme
Sorunun ne olduğunu düşündüğümüzde şu sonuca vardık: atölyede kullanıcıyı hiç görmemiştik. Hemşireleri, biyomedikal teknisyenlerini, hastane satın alma birimini konuşmuştuk ama hepsi bizim kafamızdaki halleriydi. Persona diye çizdiğimiz şey aslında satış ekibinin anlattığı hikâyelerin özetiydi.
Bu yıl başka bir şey denedik. Küçük bir ekip kurduk: bir mühendis, bir saha servis teknisyeni, bir de ben. İzin alarak üç hastanede, ürünümüzün kullanıldığı servislerde ikişer gün geçirdik. Hasta verisine dokunmadık, sadece cihazın nasıl kurulduğunu, temizlendiğini, taşındığını izledik. Hemşirelerin cihazı bir servisten diğerine taşırken kabloları nasıl sardığını, temizlik sonrası hangi parçanın kaybolduğunu, alarmı kapatmak için hangi kısa yolu kullandıklarını not ettik.
Sonuçta ortaya çıkan fikirler atölyedekilerden çok daha sıradan görünüyordu: daha iyi bir kablo tutucu, temizlikte çıkarılan parça için bir bağlantı, kullanım kılavuzunun ilk sayfasının yeniden düzenlenmesi. Ama bunların ikisi bir sonraki ürün revizyonuna girdi. Medikal cihazda her tasarım değişikliği risk değerlendirmesi ve dokümantasyon gerektirdiği için küçük ve somut değişiklikler, büyük ve parlak fikirlerden çok daha kolay ilerliyor.
Bu deneyimden aldığım ders şu: atölye bir başlangıç olabilir ama tek başına bir yöntem değil. Kullanıcıyı gerçek ortamında izlemeden yapılan empati çalışması bizim için kendi varsayımlarımızı renkli kâğıda yazmaktan öteye geçmedi. Sizin şirketlerinizde bu tür atölyelerden ürüne giren bir şey oldu mu? Olduysa aradaki köprüyü kim kurdu?



@pelinbiyo