Daha iyi bir Türkiye mümkün! Türkiye'nin girişimcilik ve inovasyon topluluğu·2018'den beri

Teras

/teras

Off-topic tecrübe paylaşımı, hikayeler ve tartışma.

#teras akışına dön
@tohumcu · 8 gün önce

Bu yıl bağbozumunu komşularla imeceyle yaptık: kırk günün yorgunluğu, kavgası ve sofrası

Manisa'da organik bağımız var, kuru üzüm ve pekmez yapıyoruz. Bağbozumu bu yıl eylül başından ekim ortasına kadar sürdü. Son birkaç yıldır işçi bulmak giderek zorlaşıyordu; bu yıl köydeki üç komşu aileyle oturup bir karar aldık: kimseden işçi istemeden, eski usul imeceyle birbirimizin bağını sırayla toplayacağız. Bir gün benim bağım, ertesi gün Hüseyin abinin, sonra Fatma teyzelerin. Bitti, nefesimi aldım, yazmak istedim.

İlk hafta romantikti. Sabah karanlığında yola çıkan traktörler, bağın başında demlenen çay, öğlen gölgede açılan sofra. Çocuklar sepet taşıyor, yaşlılar sergide üzüm seriyor. Annem 'otuz yıl önce böyleydi' dedi ve gözleri doldu. İkinci hafta yorgunluk başladı. Üçüncü hafta ilk tartışma çıktı: bir ailenin bağı daha büyüktü ve onların günleri uzun sürüyordu. Bizim aile 'biz iki gün verdik, onlar bir gün verdi' diye konuşmaya başladı. Ben de içimden aynı hesabı yaptığımı fark edip biraz utandım.

Tartışmayı çözen şey bir defter oldu. Fatma teyzenin kızı herkesin hangi gün kaç kişiyle kimin bağında çalıştığını yazmaya başladı. Kimse bir şey demedi ama defter ortaya çıkınca hesap konuşmaları bitti. Kimin eksik verdiği görünür olunca, eksik kalan aile kendiliğinden bir gün fazla geldi. Para hiç konuşulmadı.

Sofra konusu ayrı bir hikâye. Her ev kendi bağ günü sofrayı kuruyordu ve bir süre sonra bu bir yarışa döndü. Bir gün biri yaprak sarması getirdi, ertesi gün öbürü hem sarma hem börek. Sonunda Hüseyin abi 'bu gidişle bağdan çok mutfakta yoruluyoruz' dedi ve basit bir kural koyduk: sofra bir tencere yemek, ekmek, domates, peynir ve üzüm. Fazlası yok. Herkes rahatladı.

Kırk günün sonunda maliyet hesabını yaptım. İşçiliğe gidecek paranın neredeyse tamamı cebimizde kaldı. Ama işin parası bir yana, köyde yıllardır birbirine sadece bayramda uğrayan aileler aynı sofrada kırk gün yemek yedi. Hüseyin abinin oğlu pekmez kazanının başında bana yardım ederken, aklındaki bir işi anlattı; Ankara'daki işini bırakıp köye dönmek istiyormuş. Bunu bir yabancıyla çalışırken asla duymazdım.

Gelecek yıl tekrar yapar mıyız bilmiyorum. Yorgunluğu tekrar yaşamak istemiyorum ama defteri ve tek tencere kuralını tutarsak, belki. Sizin memleketinizde imece hâlâ yaşıyor mu, yoksa sadece hikâyelerde mi kaldı?
7 3 yorum
Yorumlar (3)
@amokachi · 8 gün önce 4
Bizim Konya'daki köyde imece büyük ölçüde makineye kaldı. Biçerdöver gelince kimsenin kimseye ihtiyacı kalmadı gibi. Ama pancar sökümünde ve bazen fasulye toplamada hâlâ komşular birbirine el veriyor. Defter fikri çok iyi, babam hep 'hesabı yazılan iş kavga çıkarmaz' der. Bu yıl okul yüzünden hasada gidemedim, yazınızı okuyunca biraz özledim açıkçası.
@irmakdoga · 7 gün önce 0
Kadın üreticilerle çalışan bir girişim olarak imecenin bir de görünmeyen yüzünü hep gözlemliyorum: sofra yükünün neredeyse tamamı kadınlara kalıyor. Sizin tek tencere kuralınız bunu da hafifletmiş, belki farkında olmadan. Bir de şunu sorayım: pekmez ve kuru üzüm satışında komşularla ortak bir marka ya da ortak satış düşündünüz mü? Bu kadar güveni olan bir grubun birlikte pazara çıkması bence çok mantıklı.
@tohumcu · 7 gün önce 4
Sofra yükü konusunda haklısınız, kuralı ilk kez önerenler de zaten kadınlardı, ben sonradan fark ettim. Ortak satışı kış aylarında konuşmayı düşünüyoruz; önce ortak bir pekmez kazanı ve dolum düzeni üzerine anlaşabilirsek, gerisi gelir.
Tanıtım videosu · 1 dk

inovanadolu'yu 1 dakikada tanı

Kanallar, sözlük, İlham blogu, kişilik testleri ve 140'tan fazla ücretsiz araç. Üretenlerin buluşma noktasında neler olduğunu kısaca izle.