Dokuz yıldır havalimanında gece vardiyasındayım: uyku, sofra ve arkadaşlık nasıl ayakta kalıyor
İlk yıllarda en büyük hatam, izin günlerinde 'normal' insanlara uymaya çalışmaktı. Vardiyadan sabah sekizde çıkıyor, öğlen bir aile yemeğine gidiyor, akşam arkadaşlarla buluşuyordum. İki gün sonra tekrar geceye dönünce vücudum ne yapacağını şaşırıyordu. Sonunda kendime bir kural koydum: izinde de uyku saatimi en fazla birkaç saat kaydırıyorum. Gece yarısından sonra yatıp öğleye doğru kalkıyorum. Bu, sosyal hayattan biraz vazgeçmek demek, ama sağlığım düzeldi.
Uyku odası benim için en önemli yatırım oldu. Kalın karartma perde, kulak tıkacı, telefonu sessize almak ve en önemlisi ev halkıyla yapılan anlaşma. Eşim ve kızım sabah evden çıkarken kapıyı yavaş kapatmayı, kapı zilini kapalı tutmayı öğrendi. Kargocular bile artık kapıya not bırakıyor.
Sofra meselesi daha zor. Ailemle ortak yediğimiz tek öğün akşam yemeği, ama o saatte ben güne yeni başlamış oluyorum, onlar günü bitiriyor. Biz de onu kahvaltı gibi düşünmeye başladık: akşam sofrası benim kahvaltım, kızım bununla çok eğleniyor. Hafta sonları denk gelirse öğlen yemeğini birlikte yiyoruz.
Arkadaşlık kısmında ise gerçekçi olmak lazım. Bazı arkadaşlıklar bu düzende yürümedi. Kalanlar ise uyum sağlayabilen insanlar oldu: kahvaltıya gelenler, hafta içi öğleden sonra yürüyüşe çıkanlar. Bir de iş yerinde kurduğumuz gece ekibi dostluğu var. Sabah beşte apronda birlikte çay içtiğiniz insanlarla başka bir bağ oluşuyor, bunu gündüz çalışanlara anlatmak zor.
Vardiyalı çalışan başka arkadaşlar varsa merak ediyorum, sizde hangi düzen işe yaradı? Özellikle çocuklu olanlar için okul saatleriyle nasıl uzlaşıyorsunuz?



@takemybreathaway