Daha iyi bir Türkiye mümkün! Türkiye'nin girişimcilik ve inovasyon topluluğu·2018'den beri
Rastgele başlık

İnovasyon ve Girişimcilik Sözlüğü

/sozlukinovanadolu

inovanadolu Sözlük, içeriği kullanıcılar tarafından oluşturulan, inovasyon, girişimcilik, teknoloji vb. konularda başlıkların oluşturulduğu ve tanımlandığı, kategorisindeki en büyük Türkçe kaynaktır.

"harvard business review" araması

0 başlık· 7 tanımda geçiyor
Başlık henüz yok

Şu an "harvard business review" başlığını sen açabilirsin

Bu başlık sözlükte birebir yok. İlk tanımı yazan sen ol; başlık senin imzanla açılır. Aşağıdaki benzer başlıklardan biri aradığın şeyse, tanımı oraya yaz.

Başlığı açmak için üye olmalısın. Giriş yap ya da üye ol.
Tanımlarda geçen
@beyazyakali · 13 gün önce
bir hizmetin, müşterinin gördüğü sahne önü ile görmediği sahne arkasını aynı çizimde gösteren harita; ingilizcesi service blueprint, lynn shostack 1984'te harvard business review'da önerdi. yatay eksende müşteri yolculuğunun adımları, dikey eksende katmanlar: müşteri eylemleri, görünür çalışan eylemleri (görünürlük çizgisinin üstü), görünmez çalışan eylemleri (çizginin altı), destek süreçleri ve sistemler, fiziksel kanıtlar (form, ekran, mekân).

müşteri yolculuğu haritasından farkı arkayı göstermesi: yolculuk haritası müşterinin ne yaşadığını, hizmet planı şirketin bunu nasıl ürettiğini anlatır. bir restoranda müşterinin 'sipariş verdim, yemek geç geldi' deneyiminin arkasında garson, mutfak, stok sistemi ve tedarikçi katmanları vardır; sorun görünür katmanda hissedilir, çoğunlukla görünmez katmanda doğar.

kurumsal inovasyonda hizmet planı, hizmet inovasyonu ve hizmet tasarımının temel aracı; yeni bir hizmeti tasarlarken hangi sistemin, hangi ekibin, hangi sürecin gerekeceğini görünür kılar ve pilot çıkmazının sebebi olan 'arkada kimse yoktu' sorununu önceden gösterir. dijital dönüşüm projelerinde ekranın arkasındaki insan süreçlerini unutmamak için kullanılır; bankacılık, sağlık ve kamu hizmetlerinde yaygın. kullanıcı deneyimi ekrandaki katmanı, hizmet planı bütün sahneyi çizer.
devamını oku →
@beyazyakali · 18 gün önce
önce gelişmekte olan pazarlar için geliştirilen ürünün sonra gelişmiş pazarlara taşınması; geleneksel akışın (batıda geliştir, dünyaya sat) tersi. vijay govindarajan ve ge ceo'su jeffrey immelt'in 2009 tarihli harvard business review makalesiyle adlandırıldı. ge'nin çin için yaptığı taşınabilir ultrason cihazı ve hindistan için yaptığı ucuz ekg cihazı, sonra amerikan ve avrupa pazarında yeni segmentler açtı.

gelişmekte olan pazarın kısıtları (tutumlu inovasyon) zengin pazarın da çözülmemiş ihtiyaçlarını ortaya çıkarır; ambulansta, kırsal klinikte, evde kullanım için batının büyük ve pahalı cihazı zaten uygun değildi. iki koşul gerekli: yerel pazarda gerçek geliştirme yetkisi (merkezden yönetilen 'yerelleştirme' tersine inovasyon üretmez) ve merkezin kendi ürünüyle rekabet edecek ürünü kabul etmesi (yenilikçinin ikilemi).

türkiye için iki yönlü anlam var. çok uluslu şirketlerin türkiye ar-ge merkezleri bazen bölge için ürün geliştirip küresel portföye sokuyor; türk şirketleri ise afrika, orta asya ve orta doğu için geliştirdikleri çözümleri (beyaz eşya, savunma, fintech) avrupa pazarına taşıyabiliyor. inovasyon stratejisinde 'nerede geliştiriyoruz' sorusu bu yüzden coğrafi değil stratejik bir soru.
devamını oku →
@beyazyakali · 14 gün önce
gerçek bir sonuç üretmeden inovatif görünmek için yapılan etkinlikler: renkli duvarlı laboratuvar, post-it kaplı çalıştaylar, ödülü olan ama devamı olmayan hackathonlar, ürüne dönmeyen startup taraması turları, silikon vadisi ziyaretleri. terimi steve blank 2019'da harvard business review'da yaygınlaştırdı: 'inovasyon tiyatrosu şirketin kendini iyi hissetmesini sağlar, işini değiştirmez.'

tiyatro kötü niyetten değil ölçüm eksikliğinden doğar. etkinlik sayısı ölçülür (kaç hackathon, kaç fikir, kaç startup görüşmesi), sonuç ölçülmez (kaç ürün, ne kadar ciro, hangi maliyet düştü). bir de yönetim kurulunun 'inovasyon yapıyor musunuz' sorusuna hızlı cevap ihtiyacı var; laboratuvar açmak bir ürün çıkarmaktan daha kolay ve daha fotoğraflanabilir.

son iki yılın inovasyon etkinliklerinden kaçı bir iş kararına dönüştü diye sorulur. cevap sıfırsa tiyatro. çıkış yolu etkinlikleri kesmek değil, her etkinliğe devam hattı bağlamak: hackathon kazananına büyüme kurulu bütçesi, startup görüşmesine kavram kanıtı süreci, laboratuvara iş biriminden sahip. inovasyon metrikleri doğru kurulduğunda tiyatro kendiliğinden azalır, çünkü sahne parası kesilir.
devamını oku →
@beyazyakali · 17 gün önce
inovasyon kaynaklarını üçe bölme önerisi; yüzde 70 çekirdek işi geliştirmeye, yüzde 20 çekirdeğe komşu alanlara, yüzde 10 dönüşümsel ve riskli işlere. google'ın 2000'lerdeki kaynak dağılımı olarak duyuldu; 2012'de nagji ve tuff'ın harvard business review makalesi, yüzlerce şirketin verisiyle bu dağılımın ortalamada en yüksek getiriyi verdiğini yazdı. ilginç bulgu: getirinin dağılımı tam tersiydi, yüzde 10'luk dönüşümsel dilim uzun vadeli getirinin yüzde 70'ini sağlıyordu.

kural sihirli sayı değil, başlangıç noktası. hızlı değişen sektörlerde (yazılım, tüketici elektroniği) dönüşümsel dilim büyür, olgun sektörlerde (çimento, kamu hizmeti) küçülür. asıl fayda tartışmayı başlatması: 'inovasyon bütçesinin ne kadarı yeni pazara gidiyor' sorusuna çoğu şirket 'sıfır' cevabını vermek zorunda kalır.

üç ufuk modeli ile birlikte okunur; ufuklar zamanı, bu kural parayı böler. inovasyon hırs matrisi aynı yazarların bu kuralı görselleştirdiği araç. pratikte üç dilimi ayrı inovasyon bütçesi kalemleri, ayrı ölçütler (inovasyon metrikleri) ve ayrı karar mekanizmalarıyla yönetmek gerekir; dönüşümsel projeyi çekirdek işin geri dönüş hesabıyla değerlendirmek, onu daha ilk kapıda öldürür.
devamını oku →
@endof · 2723 gün önce
Yıkıcı inovasyon kavramı ilk defa dünyanın en prestijli dergilerinden birisi olan Harvard Business Review dergisinde 1995 yılında ortaya katılan bir kavram. Bugün kavram sorgulanıyor olsa da bana göre hala geçerliliğini koruyan ve dördüncü sanayi devrimi ile beraber çok daha fazla örnekleri ile karşı karşıya kalacağımız bir olgu.

Yıkıcı ya da yıkım kavramın insanlar tarafından yanlış kullanılmasının sebebi ise “yıkım” ın bir sektörü tamamen sarstığı ya da yok ettiği gibi doğruluk payı olan ama anlam itibari ile eksik algılanmasından kaynaklanıyor. Burada kastedilen sektörün sadece sarsılması değil. Burada kastedilen büyük şirketlerin girmediği, gözden kaçırdığı yani “niş” sektörlerin keşfedilmesi ve bu segmentlerin ihtiyacının olduğu ürünlerin pazara sunulmasını da içermektedir.

Yıkıcılık bir anda gerçekleşmez. Kimsenin girmediği segmente giren firmalar zaman içinde aynı sektörde faaliyetlerini sürdüren rakiplerinden daha fazla büyüme oranı yakalar, onlardan daha fazla birim başına kâr elde etmeye başlarlar. Bu sayede yavaş yavaş yıkım gerçekleşmiş olur.

Netflix bunun en önemli örneklerinden birisidir. İlk başlarda büyük TV kanallarının ihmal ettiği bir mecraya girmiş olmakla birlikte bugün gelinen noktada artık TV’lere rakip olmuş ve hatta TV izlemenin seyrini değiştirmiştir.

Benzer şekilde Apple Ipod yıkıcı inovasyonun en büyük örneklerinden birisidir. Ipod yüzünden portatif müzik dinlemenin seyri değişmiş ve walkman sektörünün ölmesine neden olmuştur.

Yıkıcı inovasyonun bu kadar ses getirmesinin nedeni ise ortaya koyduğu iş modelinin diğerlerinden farklı olmasından kaynaklanır. Ipod ve Netflix örneğinde de açık olarak göreceğimiz üzere her iki marka tarafından ortaya konulan iş modeli söz konusu ürünlerin ortaya çıktığı ana kadar piyasada geçerli olan iş modellerinden farklıdır. Bu yüzden önceleri sadece bazı tüketicilerin bu iş modelimin farkına varması neticesinde sadece dar bir çerçevede ürün satışı gerçekleşirken kullanan, deneyimleyen tüketicilerin ağızdan ağıza reklam yapmasının neticesinde ürüne olan talep miktarı artmaya başlar. Başka bir anlatımla yıkıcı inovasyon yavaş yavaş gerçekleşmeye başlamıştır. Sonunda da beklenen gerçekleşir sektörün kuralları değişmiştir.

Dördüncü sanayi devrimi ile beraber iyice dijital hale gelen hayatımız beraberinde birçok iş modelinin de yavaş yavaş sonunu getirmektedir. Örneğin artık dijital öğrenme mecraları artık hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline geldi. Khan Akademi veya Tedx gibi platformların bireylerin bilgiye ulaşma süresini çok kısa hale getirmiştir. Sağlıktan turizme kadar dijitalleşme birçok iş modelini yavaş yavaş ama çok etkili bir şekilde değiştiriyor.

Yeni dönem yıkıcı inovasyonun etkilerini daha yakından hissedeceğimiz bir dönem olacak. Hazırlı olmamız gerekiyor. [1]
devamını oku →
@titus · 2750 gün önce
Yıkıcı inovasyon (bir diğer deyişle radikan inovasyon) bir ürünün veya hizmetin, mevcut tekliflerden daha düşük maliyetle daha iyi ve genellikle daha iyi performans gösteren ve böylece piyasa liderlerini söz konusu pazar alanındaki yerini alan ve sektörü dönüştüren yerleşik bir sektöre sokmaktır.

Yıkıcı inovasyon yaklaşımı, ilk olarak 1995 yılında harvard business review'de ortaya çıktı, harvard business school profesörü clayton christensen, disk sürücüsü endüstrisi üzerine yaptığı araştırma terimini ve 1997'deki the innovator's dilemma: When New Technologies Cause Great Firms to Fail isimli eserinde açıkladı.

Günümüzde yıkıcı inovasyon terimi geniş bir şekilde kullanılmaktadır. Genellikle, yeni bir teknolojinin önemli iş, sanayi veya pazarda değişiklik yaptığı ve statükoyu bozduğu herhangi bir duruma uygulanır.

Christensen’ın açıkladığı gibi, kesinti, küçük bir şirket başarılı bir şekilde “yerleşik yerleşik işletmeleri” zorlukla ilk kez pazarın niş bir kısmına hitap eden ürün veya hizmetler sunarak zorladığında gerçekleşir; Bu niş müşteriler veya pazarda yeni müşteriler tarafından göz ardı edilebilir.

Her ne kadar yeni ürün veya hizmet her zaman ilk başta olandan daha iyi olmasa da, küçük şirket teklifini geliştirmeye devam eder ve çok sayıda müşteriye hitap eden daha düşük bir fiyata daha iyi işlevsellikli bir şeyler satmaya başlar. Bu nedenle, küçük şirket, ürün veya hizmet talebinin, ilk müşterilerin ötesinde ana alıcıların büyük bir kısmına genişlediğini görüyor.

netflix sık sık rahatsız edici bir yenilikçi örneği olarak gösterilmektedir. 1997 yılında bir posta siparişi film kiralama şirketi olarak piyasaya sürülen Netflix, ilk olarak postanın istedikleri filmi elde etmesini beklemek isteyen bir tüketici grubuna odaklandı. Şirketin müşteri tabanı, iş modelini geliştirirken genişledi ve daha sonra endüstri devi blockbuster'ı düşüren iş hareketleri oldu.

Christensen'in yıkıcı inovasyon teorisine göre, görevdeki işletmelerin kendileri, bozulmanın gerçekleşmesine izin veren koşulları yaratmaya yardımcı oluyor. Yerleşik işletmeler, en büyük (ve en kârlı) müşterilerinin ihtiyaçlarını karşılamak için ürünlerini geliştirmeye odaklanır ve bunun sonucu olarak, diğer küçük müşterilerinin ihtiyaçlarına uymayan ürünler sunar.

Bu, yeni şirketlerin uzaya girmeleri ve daha sonra kurabilecekleri pazar paylarını kazanmaları için bir fırsat sağlar.

Christensen, yıkıcı inovasyonun bir süreç olduğunu belirtti; küçük şirketin ürünü veya hizmeti asıl seçenek haline geldiğinde, ürün veya hizmetin yerine geçen aksamalar.

Bugün, iş dünyasındaki birçok kişi, statükoyu sarsmak için kullanılan teknolojik gelişmeleri, özellikle teknolojik yenilikleri tanımlamak için kullanmaktadır.

Ancak burada bile yıkıcı inovasyonu neyin oluşturduğu konusunda anlaşmazlıklar var. Örneğin bazıları yıkıcı teknoloji terimini yalnızca teknolojiye uygular, ancak yıkıcı yenilik terimini bu yeni teknolojinin kullanımına uygular. Dahası, yıkıcı olmanın, teknolojinin yeni olması gerektiğine ve mevcut bir teknolojide artımlı bir iyileştirmeye ihtiyaç duymadığına inanıyorlar.
devamını oku →
@titus · 2884 gün önce
Türkçemize "Yalın Girişim" olarak çevrilmiş kavramdır.

Müşterilerin isteklerini göz önünde bulundurarak hızlı ve düşük maliyetli ürün/hizmet üretmeye dayanan methodolojidir. Yeni bir yaklaşım olmasına rağmen metholojinin “en uygun ürün” ve “pivotlama” gibi konseptleri girişimcilik dünyasında yerini almış ve okullarda müfredatlara girmeye başlamıştır. [1]

Yeni başlık aç

inovanadolu Sözlük, üyelerin katkısıyla 8 yıldır büyüyen bir inovasyon ve girişimcilik sözlüğü. Başlık açmak üç adım:

1

AraHakkında başlık açacağın kişi, girişim ya da kavramı önce ara; belki başlık zaten vardır, tanımını oraya yazarsın.

2

OluşturAradığın başlık sözlükte hiç yoksa, aynı sayfada kategori seçip ilk tanımı yazarak başlığı açarsın.

3

İçerikİlk tanım bilgi içermeli; yalnızca kişisel bir değerlendirme olmamalı. Kaynak göster, gerekirse başka başlıklara bağlantı ver.

Öncesinde Sözlük Kuralları'nı okumanı öneririz.

Tanımı düzenle

Eski metin geçmişte saklanır; tanımda "düzenlendi" rozeti görünür.