Daha iyi bir Türkiye mümkün! Türkiye'nin girişimcilik ve inovasyon topluluğu·2018'den beri

İnovasyon Haberleri

/haber

Türkiye'den ve Dünya'dan Güncel İnovasyon, Girişimcilik ve Teknoloji Haberleri

#i̇novasyon haberleri akışına dön

Nobel Tıp Ödülü Optogenetiğe: Işıkla Açılıp Kapanan Sinir Hücreleri Beyin Araştırmasını Nasıl Değiştirdi?

Bu yılın Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü 5 Ekim'de açıklandı ve optogenetiğe gitti. Ödülü Stanford'dan Karl Deisseroth, Berlin Humboldt Üniversitesi'nden Peter Hegemann ve Würzburg Üniversitesi'nden Georg Nagel paylaşıyor. Gerekçe, ışıkla kapısı açılan iyon kanallarının keşfi ve bu keşfin sinir hücrelerini ışıkla kontrol eden bir yönteme dönüştürülmesi. GEN'deki haber hem tarihçeyi hem yöntemin nasıl çalıştığını iyi anlatıyor.

Hikaye beyinden değil, Chlamydomonas adlı tek hücreli bir yeşil algden başlıyor. Bu alg ışığa doğru yüzüyor ve bunu yüzeyindeki kanalrodopsin adlı bir proteinle yapıyor. Proteinin ilginç yanı, hem ışığı algılayan alıcı hem de iyonların geçtiği kanal olarak tek parça halinde çalışması: foton geliyor, kanal açılıyor, zardan iyon akıyor. Hegemann'ın laboratuvarı kanalrodopsin-1'i tanımladı, yaklaşık bir yıl sonra Nagel'in ekibi mavi ışıkla açılan kanalrodopsin-2'yi raporladı.

Asıl sıçrama 2005'te geldi. Deisseroth'un laboratuvarı Nagel'den aldığı yapıyı sıçan sinir hücrelerine yerleştirdi ve mavi ışık verildiğinde hücrenin sinyal ürettiğini gösterdi. Nature Neuroscience'taki makalede milisaniye düzeyinde, genetik olarak hedeflenmiş bir kontrol anlatılıyordu; ilk yazar Ed Boyden, ikinci yazar Feng Zhang. İki yıl sonra aynı anahtarın canlı farelerde de çalıştığı gösterildi. Böylece belli bir hücre tipini açıp kapatarak uyku ile uyanıklık geçişini ya da bir anının hangi hücrelerde tutulduğunu doğrudan test etmek mümkün oldu.

Klinik tarafta en çok konuşulan konu görme. Retinitis pigmentosa fare modelinde göz içine verilen bir AAV vektörüyle retina gangliyon hücrelerine kanalrodopsin-2 yükleniyor; çubuk ve koni hücreleri kaybedilmiş olsa bile ışık bu hücreleri uyarıyor ve sinyal görme korteksine ulaşıyor. Ama haberde anlatılan sonuç fare modeli, insanda rutin bir tedavi yok. Yöntem gen aktarımı gerektiriyor, beynin derinine ışık götürmek de çoğu zaman implant demek. Yani optogenetik bugün her şeyden önce bir araştırma aracı.

Türkiye açısından aklımda kalan şu: bir algin neden ışığa yüzdüğü sorusuna yapılan temel araştırma yirmi yılda koca bir araç kutusuna dönüştü. Bizde bu yöntemi kurmak isteyen bir laboratuvarın viral vektör, ışık kaynağı ve hayvan deneyi altyapısına ihtiyacı var. Proje çağrılarında bu tür araç geliştirme işlerinin de karşılığı olsun isterdim.
10 3 yorum
Yorumlar (3)
@menamen · 5 gün önce 5
Çeviri tarafından küçük bir not: 'light-gated ion channel' için Türkçe kaynaklarda 'ışık kapılı iyon kanalı' da geçiyor, 'ışıkla açılan kanal' da. Haber metinlerinde ikincisi daha anlaşılır duruyor, sen de onu seçmişsin. Optogenetik kelimesi ise olduğu gibi yerleşmiş, karşılık aramaya gerek yok.
@amokachi · 5 gün önce 0
Merak ettiğim şey şu: 2005 makalesinin ilk yazarı Ed Boyden, ikinci yazarı Feng Zhang ise neden ödülde yoklar? Yöntemin ortaya çıkmasında onların da payı büyük gibi görünüyor. Bir de keşiften ödüle yirmi yıl geçmesi normal mi?
@adavapuru · 5 gün önce 0
Nobel kuralı gereği bir ödül en fazla üç kişiye verilebiliyor, bu yüzden bu tür tartışmalar her yıl çıkıyor. Komite burada zinciri proteini bulanlar ve onu nöronlarda çalıştıran laboratuvarın başı olarak kurmuş görünüyor. Süre konusunda da yirmi yıl Nobel için hiç uzun değil, yöntemin yüzlerce laboratuvarda kendini kanıtlaması bekleniyor genelde. Klinik tarafı ise hâlâ beklemede, bence o yüzden tıp ödülünden çok bir araç ödülü gibi duruyor.