Kendi markamla ürün çıkarmak: tedarikçi bulmaktan ilk 9 aya, stoksuz satıştan geçiş hikayesi
Ürün seçimi. Stoksuz satış döneminde hangi ürünlerin tekrar sipariş aldığını biliyordum, bu veriyi kullandım. Seçtiğim ürün basit, kırılmaz, hafif ve mevsimden bağımsızdı. Elektronik veya gıda gibi belgelendirme yükü ağır kategorilerden uzak durdum, ilk marka için doğru karardı.
Tedarikçi bulmak. Önce yurt içinde aradım, üç imalatçıyla görüştüm. Minimum sipariş adetleri benim bütçemin üstündeydi. Yurt dışı tedarik için iki platform üzerinden on dört üreticiye yazdım, yedisi cevap verdi, üçünden numune aldım. Numune maliyeti ve kargo toplam 9 bin lira tuttu ve bu para iyi harcanmış paraydı; üç numuneden ikisi beklediğimin çok altındaydı.
İlk sipariş. 500 adet, birim maliyet 94 lira, ambalaj ve etiket dahil. Nakliye ve gümrük masraflarıyla birlikte ürün başı maliyetim 131 liraya çıktı. Burada herkesin atladığı şey gümrük ve vergiler; ilk hesabımda bunu eksik koymuştum ve maliyet tahminim yüzde yirmi beş yanlış çıktı. Bir gümrük müşaviriyle çalışmak küçük hacimde bile mantıklı.
Marka tarafı. İsim için TÜRKPATENT başvurusu yaptım, ambalaj tasarımını bir tasarımcıya yaptırdım. Ambalaj maliyeti başta gereksiz gibi görünüyor ama pazaryerinde ve sosyal medyada gösterilebilir bir ürün olması satışın doğrudan belirleyicisi.
Dokuz ayın rakamları. 500 adetin 418'i satıldı. Ortalama satış fiyatı 349 lira. Pazaryeri komisyonu, kargo, iade ve reklam toplamı ürün başına yaklaşık 118 lira. Net kar ürün başına yaklaşık 100 lira, toplam yaklaşık 42 bin lira. İkinci siparişi 1.500 adet verdim ve birim maliyet adet arttığı için düştü.
Stoksuz satışla farkı. Marjım iki katına çıktı. İade oranım yüzde 11'den yüzde 4'e indi çünkü ürün kalitesini ben belirliyorum. Teslim süresi kısaldı çünkü stok yurt içinde. Buna karşılık nakit sıkıştı: para stokta duruyor ve satılana kadar dönmüyor. Stoksuz satışta olmayan tek dert buydu ve en can yakan dert bu.
Üç uyarı. Birincisi, ilk siparişte az alın. Ucuz olacak diye çok almak, satmayan bir ürünle kilitlenmek demek. İkincisi, numuneyi mutlaka elinizle inceleyin ve mümkünse üçüncü taraf bir kontrol hizmeti kullanın. Üçüncüsü, ürünün gerektirdiği belgeleri önceden araştırın; bazı kategorilerde uygunluk belgesi olmadan satış yapamıyorsunuz ve pazaryerleri bunu sorguluyor.
Benzer geçişi yapan var mı, ilk sipariş adedinizi nasıl belirlediniz?



@selimkolcak