Amerika’da, küçük işletmelere uzun vadeli finansman sağlamak amacıyla, bazı bankalar ve yatırım şirketleri tarafından 1953 yılında Küçük İşletmeler İdaresi kurulmuştur. Fakat bu kurumun kısa vadeli fon ihtiyaçlarını karşılamasına rağmen, uzun vadeli kredi talepleri ile öz sermaye gereksinimlerini karşılayamadığı görülmüştür. Bu sebeple Küçük İşletmeler Yatırım Kanunu kabul edilmiş ve büyüme potansiyeline sahip olan küçük işletmelere girişim sermayesi desteği sağlayan Küçük İşletmeler Yatırım şirketleri kurulmuştKüçük işletme yatırım şirketleri, 1958 yılında yürürlüğe giren Küçük İşletme Yatırım Şirketi Kanununa (The small Business Investment Company Act of 1958) göre kurulmuş olup, bu yasaya göre belli koşullar çerçevesinde bu şirketlere kuruluş izninin verilmesi ve faaliyetlerinin denetimi Küçük İşletme İdaresine (Small Business Administration) verilmiştir.
1958'den itibaren Amerikan hükümetinin girişim sermayesi piyasasının gelişimindeki rolü çok büyük olmuştur. Bu gelişimi sağlayabilmeleri özellikle Küçük İşletme Yatırım Şirketi Programı ve çeşitli teknoloji geliştirme projeleri yardımıyla büyük sermaye tutarlarının özel sektöre aktarımını teşvik etmeleri ile olmuştur.
Yetmişli yıllara gelindiğinde, girişim sermayesi finansman modelinin asıl sıçramayı bu yıllarda yaptığı görülmektedir. Belirtilen yıllarda, bilgi teknolojilerinde yaşanan gelişmeye paralel olarak dinamik ve icatçı fikirlerin sayısı artmış ve özellikle bu sektörde girişim sermayesi yoğun bir şekilde kullanılmaya başlanmıştır. 1971 yılına gelindiğinde ise, küçük ve orta ölçekli işletmelerin finansman ihtiyacını karşılamak üzere yapılan işlemleri bir kurum çatısı altında toplamak amacıyla Gelişmekte Olan Şirketler Borsası (National Association Securities Dealers Automated Quotations, NASDAQ), Amerika’da kurulmuştur.
ABD’de 1984 yılındaki verilere göre çeşitli kaynakların girişim sermayesi sağlamadaki payları şöyledir: Emekli fonları % 34; yabancı fonlar % 18; bireyler (aileler) % 15; şirketler % 15; sigorta şirketleri % 13; vakıflar ve diğer hayır kurumları %5 olarak bilinmektedir. Buna göre girişim sermayesi için en yüksek fon kaynağı % 34’lük payı ile emekli sandıkları fonlarına aittir.
Yatırım yapmayı ve risk almayı destekleyici uygun bir ortamın oluşturulması, sermaye piyasalarının geliştirilmesi ve sermaye kazançlarında bazı vergi kolaylıklarının sağlanması gibi konular, ABD'deki girişim sermayesi yaklaşımlarının temelini oluşturmaktadır.
Girişim sermayesi alanında sağlanan vergi teşvikleri, sermaye piyasası kurallarının hafifletilmesi ve özellikle küçük ölçekli işletmelerin hisselerinin işlem göreceği ikincil piyasaların varlığı, ABD’de girişim sermayesi alanında önemli gelişmelerin yaşanmasına neden olmuştur. ABD’de girişim sermayesi yatırımları 1969 yılında 2,3-3 milyon dolar düzeyindeyken, 1975’te 250 milyon dolara, 1985’te 6,5 milyar dolara ulaşmıştır.
Amerikan Ulusal Girişim Sermayesi Birliği (National Venture Capital Association –NVCA) tarafından yapılan 1970-2000 yılları arasında girişim sermayesinin gelişimi ile ilgili araştırmaya göre, bu dönemde 7,6 milyon iş üretilmiş ve 2000 yılı sonu itibariyle 1,3 trilyon dolar gelir elde edilmiştir. Yatırılan toplam girişim sermayesi yatırımı içinde %47 payla internet ve bilişim sektörü, %22 iletişim ve medya, %11 iletkenler ve elektronik, %7’şer payla biyoteknoloji ve medikal sağlık gibi alanlara yapılan yatırımlar yer almıştır.
bakınız: türkiye'de girişim sermayesi
bakınız: kanada'da girişim sermayesi


@titus