Daha iyi bir Türkiye mümkün! Türkiye'nin girişimcilik ve inovasyon topluluğu·2018'den beri
Rastgele başlık

İnovasyon ve Girişimcilik Sözlüğü

/sozlukinovanadolu

inovanadolu Sözlük, içeriği kullanıcılar tarafından oluşturulan, inovasyon, girişimcilik, teknoloji vb. konularda başlıkların oluşturulduğu ve tanımlandığı, kategorisindeki en büyük Türkçe kaynaktır.

@takemybreathaway

sözlük yazarı · ilk tanım 19.08.2026· son tanım 2 gün önce · profili gör →
300tanım
300başlıkta
300açtığı başlık
877toplam oy
Sözlük rozetleri
İlk Tanım2026Sözlük Yazarı2026Başlık Açıcı2026Sözlük Ustası2026Sözlük Efsanesi2026Beğenilen Yazar2026
Tanımları
@takemybreathaway · 5 gün önce
line oriented flight training. pilotların uçuş simülatöründe, gerçek bir hat uçuşunu baştan sona canlandıran bir senaryoyla eğitilmesi. klasik simülatör eğitiminde eğitmen bir arızayı tetikler, ekip onu çözer, simülatör durdurulur ve bir sonraki arızaya geçilir. loft'ta ise senaryo kesintisiz akar. uçuş planlamadan başlar, kalkış, seyir ve iniş gerçek bir uçuştaki gibi yaşanır ve olaylar doğal bir akış içinde ortaya çıkar.

loft'un asıl amacı teknik becerilerden çok ekip kaynak yönetimi (crm) becerilerini sınamaktır. ekip bir hava problemini, bir yolcu rahatsızlığını ve küçük bir teknik arızayı aynı anda yönetmek zorunda kalabilir. karar verme, iş bölümü, iletişim ve sop uyumu gözlenir. senaryo sonunda eğitmen ekiple birlikte uçuşu değerlendirir ve video kayıtlarından yararlanılabilir. divert kararları bu senaryoların sık görülen bir parçasıdır.

son yıllarda birçok operatör, kanıta dayalı eğitim denen ve gerçek operasyondan elde edilen verilere göre şekillenen eğitim programlarına geçti. bu programlarda loft benzeri senaryolar merkezde yer alır. mpl eğitiminde de loft tipi seanslar ilk aşamalardan itibaren kullanılır. yer operasyonu açısından ilginç olan, bazı senaryolarda bir loadsheet hatasının ya da son dakika yük değişikliğinin de kullanılması. bir arkadaşım simülatörde kendi yazdığı türden bir hatalı loadsheet'le karşılaştığını anlatmıştı.
devamını oku →
@takemybreathaway · 9 gün önce
uçuşun kritik aşamalarında, yani taksi, kalkış, alçak irtifada tırmanış, yaklaşma ve iniş sırasında kokpitte uçuşla ilgisi olmayan hiçbir konuşma ve faaliyetin yapılmaması kuralı. kökeni amerikan düzenlemelerine dayanır ve orada belirli bir irtifanın altındaki tüm uçuş aşamalarını kapsar. bugün dünyanın büyük kısmında havayolu sop'larının standart bir parçasıdır.

kuralın amacı dikkatin dağılmasını önlemek. kokpitte sohbet, yemek siparişi ya da şirket evrakıyla uğraşmak gibi işler bu aşamalarda yapılmaz. kabin ekibi de bu dönemde kokpiti sadece emniyetle ilgili konularda arar; kabinde duman, yolcu rahatsızlığı ya da bir kapı sorunu gibi. birçok şirkette bu dönemin başlangıcı ve bitişi kabine bir işaret ya da anonsla bildirilir ve purser buna göre kabin ekibini yönlendirir.

yer ekibi için bu kuralın karşılığı pushback ve taksi sırasında görülür. pushback sırasında yer ekibi ile kokpit haberleşmesi kesinlikle gereklidir, ama sadece işle ilgili olmalıdır. 'motor çalıştırma serbest', 'fren set edildi' gibi standart ifadeler dışında bir konuşma yapılmaz. bir keresinde bir ramp ajanının pushback sırasında kaptana bir sonraki uçuşun yükleme durumunu sormaya çalıştığını hatırlıyorum, kaptan kibarca 'sonra' dedi. ekip kaynak yönetimi (crm) eğitiminde bu kuralın neden önemli olduğu vakalar üzerinden anlatılır.
devamını oku →
@takemybreathaway · 4 gün önce
yüksek irtifada uçarken kabinin içindeki basıncın dışarıdakinden yüksek tutulması. seyir irtifasında dış hava insanın rahatça nefes alamayacağı kadar seyrektir; bu yüzden kabine sürekli hava basılır ve kabin, gerçek irtifadan çok daha alçak bir irtifadaymış gibi tutulur. bu 'kabin irtifası' sertifikasyon gereği belirli bir sınırın altında tutulur; büyük yolcu uçaklarında bu sınır 8000 feet civarıdır. yeni nesil bazı uçaklar, örneğin boeing 787 dreamliner, daha düşük bir kabin irtifası sunar.

çoğu uçakta basınçlandırma için motorlardan alınan sıcak hava kullanılır, 787 gibi bazı tiplerde ise elektrikli kompresörler bu işi yapar. kabin basıncı gövdenin arka kısmındaki bir çıkış valfiyle düzenlenir; valf ne kadar açılırsa o kadar hava dışarı çıkar. basınçlandırma sisteminde bir arıza varsa mel uçağın daha alçak irtifada uçmasına izin verebilir ama bu yakıt tüketimini artırır.

yerde basınçlandırmanın önemli bir yanı, kapıların açılması sırasında ortaya çıkar. uçak inip park pozisyonuna geldiğinde kabin ile dış basınç eşitlenmiş olmalıdır. kabinde kalan bir basınç farkı varsa kapı açılırken tehlikeli bir kuvvetle savrulabilir; bu yüzden birçok uçakta bir uyarı ışığı vardır. kapıların arm edilmesi ve disarm edilmesi ile birlikte bu kontrol de kabin ekibinin rutininin bir parçasıdır. yerde ise kabin havası genelde yardımcı güç ünitesi ya da ön şartlandırılmış hava (pca) ile sağlanır.
devamını oku →
@takemybreathaway · 7 gün önce
pilot report. pilotun uçuş sırasında karşılaştığı hava koşullarını, özellikle türbülans, buzlanma, rüzgar kesmesi ya da bulut tepeleri gibi bilgileri hava trafik kontrolüne ya da şirketine bildirdiği rapor. bu raporlar arkadan gelen uçaklar için tahminlerden daha değerlidir, çünkü gerçek gözlemdir. kontrolörler pirep'leri diğer uçaklara aktarır ve bazı sistemlerde bu raporlar meteoroloji birimlerine de iletilir.

kış koşullarında pist üzerindeki frenleme etkinliği raporları da bir tür pirep'tir ve pist durum değerlendirmesine geri besleme sağlar. bir pilotun 'frenleme zayıf' bildirmesi, pist durumu kodunun düşürülmesine yol açabilir. metar ve taf tahmin ve gözlem verirken pirep, uçağın gerçekte ne yaşadığını söyler.

bakım dünyasında pirep kelimesi biraz farklı bir anlamda da kullanılır. pilotun tech log'a yazdığı arıza kaydına da pirep denir, bakım personelinin kendi tespit ettiği arızalardan ayırmak için. sahada bu iki anlamın karıştığını sık görürüm; biri 'pirep var' dediğinde hava mı yoksa arıza mı kastedildiğini sormak gerekir. dispatcher için hava pirep'leri rota seçiminde ve yakıt planlamasında önemli bir girdidir. türbülans raporlarının yoğunlaştığı günlerde kabin servisi de buna göre planlanır.
devamını oku →
@takemybreathaway · 2 gün önce
flight data monitoring, uçuş verisi izleme. bazı yerlerde foqa olarak da anılır. uçağın uçuş sırasında kaydettiği yüzlerce parametrenin düzenli olarak indirilip analiz edildiği emniyet programı. veri genelde kara kutudan değil, ayrı bir hızlı erişim kayıt cihazından ya da kablosuz veri aktarımıyla alınır. amaç kaza sonrası inceleme değil, kazaya dönüşebilecek eğilimleri önceden yakalamaktır.

analiz yazılımı her uçuşu önceden tanımlanmış olay eşiklerine göre tarar. stabil olmayan yaklaşmalar, hızlı alçalma oranları, sert inişler, uzun inişler, yüksek yatış açıları gibi olaylar işaretlenir. bunlar istatistiksel olarak incelenir ve eğitim, prosedür ya da rota düzeyinde iyileştirmelere yol açar. fdm, emniyet yönetim sistemi (sms)'nin veriye dayalı en güçlü araçlarından biridir.

programın güveni kimlik gizliliğine dayanır. veriler genelde pilot kimliğinden ayrıştırılır ve sadece belirli bir yetkili, gerekli durumda bağlantı kurabilir. adil kültür ilkesi burada açıkça uygulanır; amaç bireyi cezalandırmak değil, sistemi geliştirmektir. şirketler ile pilot temsilcileri bu konuda genelde yazılı anlaşmalar yapar. yer operasyonu açısından fdm'in bize yansıması dolaylıdır, ama bir meydanda tekrar eden bir sorunu ortaya çıkardığında rota ve prosedür değişiklikleri hepimizi etkiler. olay raporlama ile birlikte okunduğunda, sahada neler olduğuna dair çok net bir resim çıkar.
devamını oku →
@takemybreathaway · 6 gün önce
uçağın piste normalden daha yüksek dikey hızla ya da daha yüksek yük faktörüyle inmesi. yolcunun hissettiği 'sert' iniş ile teknik anlamda sert iniş aynı şey değildir. ıslak pistte bilinçli olarak yapılan sağlam bir iniş yolcuya sert gelebilir ama teknik sınırların içinde kalabilir. teknik olarak sert iniş, üreticinin belirlediği eşik değerlerin aşıldığı iniştir ve bakım kontrolü gerektirir.

sert inişin fark edilmesinin iki yolu var. birincisi pilotun kendi değerlendirmesi ve tech log'a yaptığı kayıt. ikincisi uçağın kendi sistemleri; birçok modern uçak inişteki dikey ivmeyi kaydeder ve eşik aşıldığında bir rapor üretir. bu veriler daha sonra fdm programında da incelenir. rapor geldiğinde uçak bakım onarım ekibi iniş takımlarını, gövdeyi ve bağlantı noktalarını belirli bir prosedüre göre kontrol eder.

yer operasyonunda sert iniş, uçağın beklenmedik şekilde bekletilmesi demektir. kontrol tamamlanana kadar uçak bir sonraki uçuşa gidemez ve kontrolün kapsamına göre bu birkaç saat ya da daha uzun sürebilir. bu durumda tail swap düşünülür ya da uçuş gecikir. kontrol sonucunda hasar bulunursa uçak aog olur. overweight landing ile birlikte gerçekleşen sert inişlerde kontrol daha kapsamlıdır. bir yolcunun 'çok sert indik' şikayeti ile teknik raporun her zaman örtüşmediğini kontuarda öğrenmek de ayrı bir deneyim.
devamını oku →
@takemybreathaway · 9 gün önce
ram air turbine. uçağın gövdesinden ya da kanat dibinden acil durumda dışarı açılan küçük bir pervane. uçak ilerledikçe hava akımı pervaneyi döndürür ve bu dönüş, bağlı olduğu jeneratör ya da hidrolik pompa üzerinden temel sistemlere enerji sağlar. motorların durduğu ya da ana elektrik ve hidrolik kaynakların kaybedildiği durumlarda otomatik olarak açılır; pilotlar da elle açabilir.

rat'ın sağladığı enerji sınırlıdır. tüm uçağı çalıştırmaz, sadece uçuşu sürdürmek için gereken en temel sistemleri besler. fly-by-wire uçaklarda uçuş kontrollerinin çalışması, temel göstergeler ve telsiz bunların başında gelir. yardımcı güç ünitesi çalıştırılabiliyorsa o da ek enerji sağlayabilir, ama rat motorlara ya da apu'ya bağlı değildir ve tamamen hava akımıyla çalışır. bu yüzden son çare olarak tasarlanmıştır.

yer operasyonunda rat ile karşılaşmak nadir ama akılda kalır. rat uçuşta açıldıktan sonra pilotlar tarafından geri toplanamaz. uçak indiğinde bakım ekibinin onu özel bir prosedürle yerine kaldırması ve sistemi kontrol etmesi gerekir; bu iş bitmeden uçak bir sonraki uçuşa çıkamaz ve süre uzarsa durum bir aog'a dönüşür. ayrıca rat'ın bakım testleri sırasında yer ekibinin o alandan uzak durması gerekir, çünkü açılırken ciddi bir kuvvetle dışarı çıkar. walk-around sırasında rat kapağının durumu da kontrol edilen kalemlerden biridir. kokpitte ise rat açıldığında ekip bunu bir uyarı ve göstergeyle anlar.
devamını oku →
@takemybreathaway · 3 gün önce
uçağın azami iniş ağırlığının üzerinde inmesi. normal operasyonda bu olmaz; loadsheet üzerindeki limit hesabı tam da bunu önlemek için yapılır. kalkış ağırlığı mtow'un, sertifikalı azami iniş ağırlığına trip fuel'in eklenmesiyle bulunan değerin ve o pist için hesaplanmış performans limitinin en küçüğünü aşamaz. azami sıfır yakıt ağırlığına kalkış yakıtı eklenerek bulunan değer de bu karşılaştırmaya girer ve dört rakamdan hangisi en küçükse loadsheet'te o işaretlenir. böylece planlanan uçuş sonunda uçak mlw'nin altında iner. loadsheet'teki 'limitleyen' ağırlığın iniş ağırlığı olduğu günler, kısa sektörlerde ve ağır yüklü uçuşlarda sıkça görülür.

overweight landing ise acil durum ya da beklenmedik bir geri dönüş gerektiğinde kaptanın vereceği bir karardır. kalkıştan kısa süre sonra bir yolcu ağır rahatsızlanırsa ya da teknik bir arıza çıkarsa uçak henüz trip fuel'ini yakmamıştır ve ağırdır. sistem varsa yakıt boşaltma yapılabilir, yoksa ya beklenir ya da uçak ağır iner. uçaklar bu tür inişlere yapısal olarak dayanacak şekilde tasarlanır, ama iniş sonrası ek bir bakım kontrolü gerekir.

bu kontrol tech log'a yazılır ve kapsamı inişin ne kadar ağır ve ne kadar sert olduğuna bağlıdır. iniş aynı zamanda sertse kontrol sert iniş kontrolüyle birleşebilir. yer operasyonu için bu, uçağın birkaç saat yerde kalması ve bir sonraki sektörün planının değişmesi demektir. bir öğleden sonra kalkıştan yirmi dakika sonra geri dönen bir uçakta bu sürecin nasıl işlediğini ilk elden gördüm; bakım kontrolü bitene kadar yolcuları başka bir uçağa aktarmak zorunda kaldık.
devamını oku →
@takemybreathaway · 5 gün önce
fuel jettison ya da halk arasında yakıt atma. uçağın havada, özel tasarlanmış boşaltma sistemi yoluyla yakıtın bir kısmını dışarı atması. amaç genelde kalkıştan kısa süre sonra bir acil durumla geri dönmek zorunda kalan uçağın ağırlığını mlw'nin altına indirmektir. yakıt belirli irtifalarda, belirlenmiş alanlarda ve hava trafik kontrolü koordinasyonuyla boşaltılır; yeterli yükseklikte atılan yakıtın büyük kısmı yere ulaşmadan buharlaşır.

her uçakta bu sistem yoktur. airbus a320 ailesi ve boeing 737 gibi dar gövdeli uçakların çoğunda yakıt boşaltma sistemi bulunmaz. bunun sebebi, bu uçakların azami kalkış ağırlığı ile azami iniş ağırlığı arasındaki farkın görece küçük olmasıdır; sertifikasyon şartları bu durumda gereken tırmanış performansını sistem olmadan da sağlar. uzun menzilli geniş gövdeli uçakların çoğunda ise sistem vardır, çünkü dolu kalkışta bu fark çok büyüktür.

sistem yoksa ya da acil durum zaman tanımıyorsa iki seçenek kalır. ya uçak yakıt yakarak bekler ya da kaptan overweight landing kararı verir. yer tarafında bunu planlarken uçağın kalkış ağırlığı ve harcanan trip fuel tahmini işe yarar. occ'de bir geri dönüşün nasıl planlanacağını konuşurken ilk soru hep 'iniş ağırlığı ne olacak' olur.
devamını oku →
@takemybreathaway · 8 gün önce
uçağın kanat uçlarından arkaya doğru uzanan, birbirine zıt yönde dönen girdaplar. kanat kaldırma kuvveti üretirken alt yüzeydeki yüksek basınçlı hava uçlardan üst yüzeye dolanır ve bu dönme hareketi uçağın arkasında bir süre devam eder. ağır, yavaş ve temiz konfigürasyondaki uçaklar en güçlü izi bırakır. arkadaki daha hafif bir uçak bu girdaba girerse ani yatış ve irtifa kaybı yaşayabilir. sıradan türbülanstan farklı olarak kaynağı bellidir ve öngörülebilir.

bu yüzden uçaklar ağırlıklarına göre kategorilere ayrılır ve hava trafik kontrolü arka arkaya kalkış ve inişlerde bu kategorilere göre ayırma uygular. kategori fpl mesajında da belirtilir; en büyük yolcu uçağı için ayrı bir 'süper' kategorisi vardır. avrupa'da bazı meydanlarda bu kategorilerin daha ince bölündüğü yeni sistemler kullanılarak kapasite artırılmıştır.

yer operasyonunda iz türbülansının etkisini kalkış sırasında hissedersiniz. geniş gövdeli uçaktan sonra kalkacak dar gövdeli uçak birkaç dakika beklemek zorunda kalabilir. yoğun saatlerde a-cdm düzeninde kalkış sırası planlanırken bu ayırmalar dikkate alınır. meydan kapasitesi ve slot sayısı da dolaylı olarak bu ayırmalara bağlıdır. bir dalgada ağır uçakların ardı ardına kalktığı saatlerde, küçük uçakların neden pist başında sırada beklediğinin cevabı budur.
devamını oku →
@takemybreathaway · 4 gün önce
uçağın uçuş sırasında bir kuşla çarpışması. çoğunlukla kalkış ve iniş sırasında, alçak irtifalarda olur, çünkü kuşların büyük kısmı bu irtifalarda yaşar. çarpma burun, ön cam, kanat hücum kenarı ya da motor girişinde olabilir. küçük bir kuş genelde iz bırakmaktan başka bir şey yapmaz, ama büyük kuşlar ya da sürüler motora girdiğinde ciddi hasar verebilir. pilotlar böyle durumlarda kalkışı kesebilir, go-around yapabilir ya da kalkıştan sonra geri dönebilir.

havalimanları bunu önlemek için yaban hayatı yönetimi uygular. kuşları uzaklaştıran ses cihazları, eğitimli personel, çim boyunun kontrolü, kuş çeken atık ve su birikintilerinin önlenmesi bu işin parçasıdır. pist üzerinde düzenli kontroller yapılır ve kuş kalıntıları da fod gibi temizlenir.

yer operasyonu açısından kuş çarpması, iniş sonrası beklenmedik bir bakım kontrolü demek. pilot çarpma bildirdiğinde ya da walk-around sırasında kan izi veya tüy fark edildiğinde bakım ekibi uçağı kontrol eder ve sonucu tech log'a yazar. motorda hasar şüphesi varsa uçak saatlerce yerde kalabilir ve aog durumuna düşebilir. her çarpma olay raporlama sistemine de girer ve havalimanı yaban hayatı verilerine katkı sağlar. ilkbahar göç dönemlerinde bu raporların sayısının arttığını sahada açıkça görürsünüz.
devamını oku →
@takemybreathaway · 7 gün önce
aircraft technical log, uçağın teknik kayıt defteri. her uçuşta kokpitte bulunan, uçuş süreleri, yakıt miktarları, arızalar, yapılan bakım işleri ve ertelenen kusurların kaydedildiği belge. son yıllarda birçok operatör kağıt defterden elektronik sistemlere geçti ama mantık aynı. pilot uçuşta fark ettiği bir arızayı buraya yazar, bakım personeli arızayı giderip crs imzası atar ya da mel kapsamında erteler.

kaptan uçağı kabul ederken tech log'u kontrol eder. açık arızalar, ertelenen kalemler, cdl kapsamındaki eksik parçalar, yakıt ve yağ ikmali bilgileri burada görülür. yakıt ikmali sonrasında alınan yakıt miktarı da tech log'a yazılır ve uçuş öncesi yakıt kontrolünün bir parçası olur. kayıtların eksiksiz olması, uçağın sürekli uçuşa elverişliliğinin kanıtıdır.

yerde tech log'un önemini walk-around sırasında bir şey fark ettiğimizde anlıyoruz. bir hasar ya da sızıntı gördüğümüzde bunu bakıma bildiririz, bakım kontrol eder ve sonuç tech log'a girer. kuş çarpması sonrasında yapılan kontroller de buraya yazılır. kapatılamayan ve ertelenemeyen bir kusur ise uçağı aog durumuna sokar.
devamını oku →
@takemybreathaway · 2 gün önce
certificate of release to service, yani hizmete verme sertifikası. bir uçağa bakım yapıldıktan sonra, işin doğru yapıldığını ve uçağın uçuşa hazır olduğunu beyan eden imza. bu imzayı yalnızca yetkili ve lisanslı bakım personeli atabilir. büyük bir bakımdan sonra da, gece yapılan basit bir lastik değişiminden sonra da bir crs gerekir. imza genelde tech log üzerinde ya da bakım kayıtlarında atılır.

crs'in olmaması, uçağın teknik olarak uçamayacağı anlamına gelir. bakım tamamlanmış görünse bile imza atılmadan uçak hizmete dönmez. kaptan uçağı kabul etmeden önce tech log'u kontrol eder ve açık bir arıza ya da imzasız bir bakım işi görürse soru sorar. arıza giderilemiyorsa ve mel erteleme izin veriyorsa, erteleme de yine yetkili personelin imzasıyla yapılır.

yer operasyonu açısından crs'in en somut anlamı şu. bakımda olan bir uçak 'hazır' diye bildirilir ama imza gelmeden boarding başlatmak doğru değildir. bir sabah bir lastik değişimi sonrasında imzanın gecikmesi yüzünden yolcuları kapıda yarım saat beklettiğimizi hatırlıyorum; teknisyen bir parça numarasını kontrol ediyordu. imza geldiğinde uçak hazırdı ve kimse aceleyle atılmış bir imza istemezdi. uzun süren durumlar ise aog'a dönüşür ve uçak bakım onarım tarafının çalışması uzar. camo (uçuşa elverişlilik yönetimi) ise tüm bu kayıtların takibini yapar.
devamını oku →
@takemybreathaway · 6 gün önce
continuing airworthiness management organisation. avrupa kuralları çerçevesinde bir uçağın sürekli uçuşa elverişliliğini yönetmekle yetkilendirilmiş organizasyon. camo bakımı kendisi yapmaz; bakımın ne zaman, ne kadar ve hangi kapsamda yapılacağını planlar, bakım programını yönetir, uçuşa elverişlilik direktiflerinin ve üretici bültenlerinin takibini yapar, arızaların ertelenmesini ve kapatılmasını izler. havayollarında genelde teknik müdürlük içinde bir birim olarak yer alır.

camo'nun gündelik araçları tech log, bakım kayıtları ve ertelenmiş arıza listesidir. mel kapsamında ertelenen bir arızanın süresi dolmadan giderilmesini sağlamak, uçağın bir sonraki bakıma ne zaman gireceğini planlamak, bileşenlerin ömür sınırlarını takip etmek camo'nun işidir. periyodik olarak uçuşa elverişlilik gözden geçirme sertifikasının yenilenmesi de bu sürecin parçasıdır. sistem easa düzenlemeleriyle tanımlanır.

yer operasyonu camo ile en çok uçak planlama sırasında karşılaşır. hangi uçağın hangi gece bakıma gireceğini, hangi uçağın bir kontrol için belirli bir istasyona dönmesi gerektiğini camo söyler. a check ve c check planları ve bileşen değişimleri uçak rotasyonunu şekillendirir. dry lease uçakların iadesinde bütün kayıtların eksiksiz olması da camo'nun yıllarca süren çalışmasının sonucudur. sahada tek bir crs imzası görürüz, ama arkasında böyle bir organizasyon vardır.
devamını oku →
@takemybreathaway · 9 gün önce
uçakların periyodik bakım programındaki iki bilinen kademe. a check daha sık yapılan, genelde bir gece hangarda ya da birkaç saatlik bir duruşta tamamlanan hafif bir bakımdır. c check ise uçağın günlerce, bazen haftalarca hangarda kaldığı, panellerin açıldığı, yapısal kontrollerin yapıldığı ağır bakımdır. aralarındaki aralıklar uçuş saati, iniş-kalkış döngüsü ve takvim süresine göre belirlenir ve uçak tipine ve operatörün bakım programına göre değişir.

son yıllarda birçok operatör klasik harf kademelerinden uzaklaşıp görevleri daha esnek paketlere bölmeye başladı, ama sahada 'a check'e giriyor' ve 'c check'te' ifadeleri hala ortak dil. bakım programını camo (uçuşa elverişlilik yönetimi) birimi yönetir, bakım ise yetkili bir uçak bakım onarım kuruluşu tarafından yapılır. bakım bittiğinde uçak bir crs ile hizmete döner.

yer operasyonu için bu bakımların anlamı planlamadır. a check genelde gece planlanır ve uçak sabah ilk uçuşuna hazır olmalıdır; bakım uzarsa sabah tail swap gerekebilir. c check'e giren uçak haftalarca filoda yoktur ve uçak rotasyonu buna göre kurulur. c check sonrasında kabinde ya da donanımda bir değişiklik yapıldıysa uçağın dow değeri güncellenmeli, bazen yeniden tartılması gerekebilir. bu güncellemeyi yük kontrol sistemine zamanında girmek sessiz ama önemli bir adımdır.
devamını oku →
@takemybreathaway · 5 gün önce
türkiye'de tescil edilmiş sivil uçakların tescil işaretinin başındaki 'tc' öneki. her ülkeye icao tarafından bir milliyet işareti verilir ve o ülkede kayıtlı uçaklar bu önekle başlayan, genelde üç harfle devam eden bir tescil taşır. türkiye'deki tescil işlemleri sivil havacılık genel müdürlüğü tarafından yürütülür. uçak tescil edildiğinde bir tescil sertifikası alır ve uçuşa elverişlilik sertifikası ile birlikte uçakta bulundurulur.

tescil işareti uçağın gövdesinde belirli bir düzen ve boyutla yazılır. telsiz konuşmalarında kontrolörler bazen uçağı tescilinin son harfleriyle çağırır, özellikle uçuş numarası kullanılmayan genel havacılık uçuşlarında. ticari uçuşlarda ise genelde uçuş numarası kullanılır ama tescil tüm operasyonel mesajlarda yer alır. mvt mesajında ve loadsheet üzerinde tescil açıkça yazılır.

ramp'te tescilin son üç harfi uçağın adı gibidir. telsizde 'hangi uçak' sorusunun cevabı uçuş numarası değil, o üç harftir; uçak gün içinde dört farklı uçuş numarası alsa da ramp ekibi onu hep aynı harflerle tanır. bir uçağın tescili dry lease iadesiyle ya da başka bir ülkeye satışla değiştiğinde ise tüm sistemlerde güncellenmesi gerekir. bu sırada uçak bir süre eski tescille, sonra yeni tescille görünebilir ve operasyonu üretici seri numarası (msn) üzerinden takip etmek daha güvenlidir.
devamını oku →
@takemybreathaway · 3 gün önce
manufacturer serial number. uçağın üretici tarafından verilen ve ömrü boyunca değişmeyen kimlik numarası. tescil işareti uçak el değiştirdikçe ya da başka bir ülkeye geçtikçe değişebilir, ama msn hep aynı kalır. bu yüzden bir uçağın tüm geçmişini, bakım kayıtlarını ve kiralama zincirini takip etmek için kullanılan anahtar msn'dir. airbus bu numarayı msn diye anar; boeing tarafında da üretici seri numarası ve ayrıca bir üretim hattı numarası vardır.

msn'in operasyondaki karşılığı belgelerde görünür. ağırlık ve denge dokümanları, tartım raporları ve konfigürasyon belgeleri msn bazında tutulur. aynı tip iki uçağın dow değerleri farklıdır ve bu fark msn'e bağlı kayıtlardan gelir. bakım kayıtlarında ve tech log'da da msn tescille birlikte geçer.

yer operasyonunda msn'i genelde tescil değişikliği sırasında hatırlarız. dry lease ile gelen bir uçak yeni tescil alır, sistemlerdeki tüm kayıtlar güncellenir. geçiş sırasında sistemlerden biri eski tescilde kalırsa belgeler birbirini tutmaz ve o anda 'msn'e bak' demek her şeyi çözer. tc tescili de bu açıdan yalnızca bir kimlik kartıdır, uçağın asıl kimliği msn'de yaşar.
devamını oku →
@takemybreathaway · 8 gün önce
sadece uçağın kiralandığı model. ekip, bakım ve sigorta kiracı havayoluna aittir; uçak kiracının aoc'si altında, kendi ekipleriyle ve kendi bakım düzeni içinde uçar. dünya filolarındaki uçakların önemli bir kısmı bu şekilde kiralama şirketlerinden alınır ve havayolları sahiplik yükü olmadan filo büyütebilir. kira süresi genelde yıllar ölçeğindedir, acmi'deki gibi birkaç aylık değildir.

dry lease ile gelen bir uçak, çoğu durumda kiracının ülkesinde tescil edilir ve yeni bir tescil işareti alır. örneğin bir türk havayolu bu şekilde aldığı uçağı tc tescili ile kaydeder. uçağın kimliği ise üretici seri numarası (msn) ile takip edilir. kira süresince uçağın sürekli uçuşa elverişliliğini kiracının camo (uçuşa elverişlilik yönetimi) birimi yönetir ve tüm bakım kayıtları eksiksiz tutulur, çünkü uçak bir gün iade edilecektir.

iade koşulları sözleşmenin en çok tartışılan kısmıdır. uçak belirli bir bakım durumunda, belirli bir motor ömrüyle, belirli bir kabin halinde geri verilmelidir. yer operasyonu açısından ise dry lease uçağı filoya katıldığında ağırlık ve denge dokümanları, kabin düzeni ve yükleme sınırları sisteme girilir. eski operatörün kabin düzeni farklıysa bu da bir değişiklik projesine dönüşür. yük kontrolde bu yeni uçağın ilk uçuşundan önce kontrol edilen her rakam o yüzden önemlidir.
devamını oku →
@takemybreathaway · 4 gün önce
aircraft, crew, maintenance, insurance. uçak, ekip, bakım ve sigortanın birlikte kiralandığı kiralama modeli. sahada daha çok 'wet lease' diye anılır. kiralayan havayolu uçağı kendi uçuş numarasıyla satar, ama uçağı kiraya veren şirketin ekibi uçurur, bakımını o şirket yapar ve uçak kiraya verenin aoc'si altında işletilir. kiracı genelde yakıt, havalimanı ücretleri, yer hizmetleri ve seyrüsefer ücretleri gibi değişken maliyetleri öder.

acmi'nin en tipik kullanım alanı yaz zirvesi, beklenmedik bir uçak arızası ya da yeni bir hattı denemek için kısa süreli kapasite ihtiyacıdır. bazen sadece uçak ve kokpit ekibi kiralanır, kabin ekibi kiracının olur; buna damp lease gibi ara adlar verilir. tam tersi, sadece uçağın kiralandığı model ise dry lease'tir.

yük kontrol ve yer operasyonu için acmi uçağı her seferinde ayrı bir dünya demek. uçağın ağırlık ve denge verileri, kendi loadsheet formatı, kendi yükleme kısıtları ve kendi sgha düzenlemesi vardır. kiraya veren şirketin el kitapları farklı olabilir ve bunlar operasyon başlamadan önce sisteme tanıtılmalıdır. bir yaz sezonunda acmi ile gelen bir uçağın verisini hızla sisteme girmek için gece vardiyasında saatlerce çalıştığımızı hatırlıyorum. ekip planlaması de bu uçaklarda farklıdır, çünkü ekip kiraya verenin kurallarına göre çalışır. uçak rotasyonunu kurarken bu kuralların bilinmesi gerekir.
devamını oku →
@takemybreathaway · 6 gün önce
bir uçağın kabininin nasıl düzenlendiğinin özeti. kaç sınıf var, her sınıfta kaç koltuk var, koltuklar arası mesafe ne kadar, galley ve tuvaletler nerede. havayolu içinde genelde kısa bir kodla anılır; örneğin iş sınıfı ve ekonomi koltuk sayılarının harf ve rakamla yan yana yazılması gibi. bu bilginin ayrıntılı hali lopa belgesindedir.

konfigürasyon ticari ve operasyonel birçok şeyi belirler. satışa açılan koltuk sayısı, overbooking seviyesi, kabin ekibi sayısı ve dow bunlardan bazıları. aynı tip iki uçağın konfigürasyonu farklıysa ağırlıkları ve denge değerleri de farklıdır. dcs sistemi uçuşa atanan uçağın konfigürasyonunu bilir ve koltuk haritasını buna göre açar; yük kontrol ise kabin zonlarındaki koltuk dağılımını bu bilgiyle hesaplar.

en çok sıkıntı tail swap anında çıkar. daha büyük kapasiteli bir uçağın yerine daha küçük olanı geldiğinde fazla yolcuya yer bulmak gerekir; tersi durumda ise ekstra koltuklar boş gider ama ikram ve ekip yeterli olmayabilir. sınıf sayıları değiştiğinde iş sınıfı yolcuları ekonomiye düşebilir, bu da kontuarda zor bir konuşma demektir. koltuk ataması baştan yapılmak zorunda kalınabilir.
devamını oku →

Yeni başlık aç

inovanadolu Sözlük, üyelerin katkısıyla 8 yıldır büyüyen bir inovasyon ve girişimcilik sözlüğü. Başlık açmak üç adım:

1

AraHakkında başlık açacağın kişi, girişim ya da kavramı önce ara; belki başlık zaten vardır, tanımını oraya yazarsın.

2

OluşturAradığın başlık sözlükte hiç yoksa, aynı sayfada kategori seçip ilk tanımı yazarak başlığı açarsın.

3

İçerikİlk tanım bilgi içermeli; yalnızca kişisel bir değerlendirme olmamalı. Kaynak göster, gerekirse başka başlıklara bağlantı ver.

Öncesinde Sözlük Kuralları'nı okumanı öneririz.

Tanımı düzenle

Eski metin geçmişte saklanır; tanımda "düzenlendi" rozeti görünür.