Daha iyi bir Türkiye mümkün! Türkiye'nin girişimcilik ve inovasyon topluluğu·2018'den beri
Rastgele başlık

İnovasyon ve Girişimcilik Sözlüğü

/sozlukinovanadolu

inovanadolu Sözlük, içeriği kullanıcılar tarafından oluşturulan, inovasyon, girişimcilik, teknoloji vb. konularda başlıkların oluşturulduğu ve tanımlandığı, kategorisindeki en büyük Türkçe kaynaktır.

@amokachi

sözlük yazarı · ilk tanım 05.06.2020· son tanım 21 gün önce · profili gör →
24tanım
24başlıkta
19açtığı başlık
30toplam oy
Sözlük rozetleri
İlk Tanım2020Sözlük Yazarı2020Başlık Açıcı2020
Tanımları
@amokachi · 21 gün önce
oyun teorisi, sonucu yalnızca senin kararına değil başkalarının kararlarına da bağlı olan durumları inceleyen matematik ve iktisat dalı. buradaki oyun satranç ya da tavla anlamında değil. iki şirketin fiyat savaşı, bir ihaleye teklif veren beş firma, maaş pazarlığı yapan bir çalışanla işveren, aynı kuyudan su çeken çiftçiler, hatta aynı çiçeğe konan arılar hep birer oyun. ortak noktaları, her oyuncunun hamlesini seçerken ötekilerin ne yapacağını tahmin etmek zorunda olması.

iktisat okurken bu alanı sevmemin sebebi biraz da memleket. konya'da ailemin tarlası var ve köyde yeraltı suyunu kimin ne kadar çekeceği, ortak biçerdöverin hangi sırayla kullanılacağı, ürünü tüccara kimin önce satacağı yıllardır aynı tartışma. oyun teorisini öğrenince bu tartışmaların bir dili olduğunu gördüm. bu tanımı da o dili merak edenler için bir harita gibi düşündüm; her kavramın kendi başlığı var, buradan oraya geçebilirsiniz.

alanın kökleri sanıldığından eski. antoine augustin cournot 1838'de aynı malı satan iki üreticinin ne kadar üreteceğini modelledi, bugün buna cournot rekabeti diyoruz. joseph bertrand 1883'te firmaların miktar değil fiyat seçtiğini varsayınca bambaşka bir sonuca ulaştı; bertrand rekabeti başlığında iki modelin neden bu kadar farklı şeyler söylediği anlatılıyor. heinrich von stackelberg 1934'te birinin önce, ötekinin sonra hamle yaptığı lider ve takipçi yapısını ekledi, o da stackelberg rekabeti olarak anılıyor. ernst zermelo 1913'te satranç gibi oyunları matematikle ele aldı, émile borel 1920'lerin başında rastgele karıştırılan hamleleri tartıştı. asıl kırılma john von neumannın 1928'de kanıtladığı minimaks teoremi ile geldi. von neumann ve iktisatçı oskar morgenstern 1944'te 'theory of games and economic behavior' kitabını yayımlayınca alan bağımsız bir disiplin haline geldi.

1950'ler alanın altın çağıdır. john nash doktora tezinde herkesin ötekilere karşı en iyi cevabı verdiği durumu tanımladı ve bu nash dengesi sonraki bütün çalışmaların ortak dili oldu. aynı yıl RAND'da merrill flood ile melvin dresher'ın tasarladığı bir deneyi albert tucker iki şüphelinin hikâyesine dönüştürdü, böylece mahkum ikilemi doğdu. lloyd shapley 1953'te ortak bir kazancın adil paylaşımı için bugün shapley değeri dediğimiz formülü önerdi. john harsanyi 1967 ile 1968 arasında yayımladığı makalelerle oyuncuların birbirinin tipini bilmediği eksik bilgili oyunları çözülebilir hale getirdi. reinhard selten ise 1965'te boş tehditleri eleyen alt oyun yetkin denge fikrini ortaya koydu. nash, harsanyi ve selten 1994'te nobel ekonomi ödülünü birlikte aldı.

temel kavramlara gelince, her oyunun üç parçası var. oyuncular, her oyuncunun seçebileceği stratejiler ve strateji bileşimlerinin her birine karşılık gelen kazançlar. rakip ne yaparsa yapsın daha iyi sonuç veren bir hamle varsa buna baskın strateji denir ve iş kolaylaşır. çoğu zaman öyle bir hamle yoktur, o zaman rakibin her hamlesine karşı en iyi cevaba bakarız. bazen hiçbir saf hamle dengede durmaz; penaltıda hep sağa vuran futbolcu çabuk okunur. çözüm, hamleleri belirli olasılıklarla karıştıran karma stratejidir. birinin kazancının tam olarak ötekinin kaybı olduğu durumlar sıfır toplamlı oyun diye ayrılır. poker ve satranç böyledir, ticaretin büyük kısmı değildir, çünkü iyi bir anlaşma iki tarafı birden kazançlı çıkarır. bir sonucun israf barındırıp barındırmadığını pareto optimalliği ile ölçeriz; kimseyi kötüleştirmeden birini iyileştiremiyorsan sonuç pareto optimaldir. mahkum ikileminin acı dersi de nash dengesinin pareto optimal olmak zorunda olmamasıdır.

bu birkaç kavramla ünlü oyunların ailesi kurulur. mahkum ikileminde bireysel akıl ortak zarar doğurur. ortak malların trajedisi aynı mantığın çok kişili halidir; meradaki fazla koyun, aşırı avlanan balık stoğu, herkesin kullandığı ama kimsenin bakımını üstlenmediği ortak bir sunucu. elinor ostrom 2009 nobel'ini toplulukların bu trajediyi kendi koydukları kurallarla nasıl aştığını göstererek aldı. koordinasyon oyununda çıkar çatışması yoktur, sorun aynı seçimde buluşmaktır; trafikte aynı şeritten gitmek ya da bir sektörün aynı dosya biçiminde anlaşması gibi. geyik avı güvenin, tavuk oyunu ise inatlaşmanın oyunudur. thomas schelling insanların konuşmadan nasıl buluştuğunu sordu ve cevabı schelling noktası kavramında buldu. aynı adam bir tehdidin ya da sözün ancak inandırıcıysa işe yaradığını gösterdi, bu da inandırıcı taahhüt başlığının konusu.

zaman eklenince tablo değişir. sıralı oyunlarda sondan başa doğru düşünmek, yani geriye doğru çıkarsama, en temel araçtır; satranç programlarından girişim ortaklık sözleşmelerine kadar aynı mantık işler. aynı oyun defalarca oynandığında tekrarlanan oyunlar devreye girer ve bugünkü ihanetin yarınki bedeli işbirliğini mümkün kılar. robert axelrod'un 1980 civarında düzenlediği bilgisayar turnuvalarını en basit programlardan biri olan kısasa kısas kazandı; önce iyi davran, sonra rakibin son hamlesini tekrarla. biyolojide aynı soruları john maynard smith ve george price sordu ve 1973'te evrimsel olarak kararlı strateji kavramını önerdi. evrimsel oyun teorisi rasyonel hesap yerine seçilim ve taklitle yayılan davranışları inceler.

bilgi eksik olduğunda oyun ayrı bir dala dönüşür. bilgi asimetrisi, bir tarafın ötekinden fazlasını bildiği durumdur. george akerlof 1970'te ikinci el araba piyasasında kötü malın iyi malı piyasadan kovduğunu gösterdi, buna ters seçim diyoruz. sözleşmeden sonra gözlenemeyen davranış değişikliği ise ahlaki tehlikedir; kasko yaptırınca daha dikkatsiz süren sürücü gibi. michael spence 1973'te iyi tipin kendini kötüden ayırmak için pahalı bir işaret gönderdiğini anlattı, sinyal verme buradan çıktı. akerlof, spence ve joseph stiglitz 2001'de nobel aldı. laboratuvarda ise werner güth ve arkadaşlarının 1982'de yayımladığı ultimatom oyunu deneyleri, insanların düşük teklifleri kendi zararlarına reddettiğini gösterip saf rasyonellik varsayımını sarstı.

bir de tersinden bakan dal var. verilmiş bir oyunu çözmek yerine istediğin sonucu verecek oyunu kurmak mekanizma tasarımıdır; leonid hurwicz, eric maskin ve roger myerson 2007'de bu alan için nobel aldı. en somut uygulaması ihalelerdir. açık artırma teorisi hangi biçimin ne kadar gelir getirdiğini ve malın kime gittiğini inceler. william vickrey 1961'de kazananın ikinci en yüksek teklifi ödediği biçimi önerdi; vickrey açık artırmasında gerçek değerini yazmak baskın stratejidir ve vickrey 1996'da nobel aldı. fiyatın yüksekten aşağı indiği hollanda açık artırma da bu ailenin üyesi. değeri belirsiz bir varlığı kazanan çoğu zaman o varlığı en çok abartan kişidir; 1971'de petrol sahası ihaleleri üzerinden tarif edilen bu tuzağa kazananın laneti denir. paul milgrom ve robert wilson, yeni ihale biçimleri ve ABD'deki frekans ihalelerine katkılarıyla 2020'de ödüllendirildi. oyuncuların bağlayıcı anlaşma yapabildiği durumları işbirlikçi oyun teorisi ele alır. shapley ile alvin roth 2012'de, böbrek nakli eşleştirmesinden tıp mezunlarının hastanelere yerleştirilmesine kadar uzanan istikrarlı eşleştirme çalışmaları için nobel aldı.

iş dünyasında oyun teorisi çoğu zaman adı konmadan kullanılır. bir girişimci fiyat koyarken rakibin cevabını düşünüyorsa, bir risk sermayesi fonuyla değerleme konuşurken iki tarafın da masadan kalkma seçeneğini tartıyorsa, iki rakip ortak bir standart için birlikte rekabet ediyorsa yapılan şey oyun teorisidir. barry nalebuff ve adam brandenburger'ın 1996 tarihli 'co-opetition' kitabı bu bakışı yöneticilere taşıdı. platform ekonomisinde alıcılar ve satıcılar karşı tarafın kalabalığına bakarak katılır, önce kimin geleceği tipik bir koordinasyon sorunudur. fiyat savaşları bertrand, kapasite yarışları cournot, pazara erken giren lider ise stackelberg modeline benzer; bunları ilk hamle avantajı başlığıyla birlikte okumanızı öneririm. müzakere masasında da en güçlü kart çoğu zaman anlaşma olmazsa ne yapacağınızdır.

yapay zeka tarafında alan hiç bu kadar canlı olmamıştı. satranç programlarının arama mantığı minimaks fikrine dayanır. üretken çekişmeli ağlar, yani GAN'lar, 2014'te iki ağın birbirine karşı oynadığı bir oyun olarak tanımlandı. carnegie mellon üniversitesinde geliştirilen libratus 2017'de, pluribus 2019'da profesyonel poker oyuncularını yendi; ikisi de dengeye yaklaşan stratejiler hesaplıyordu. çok ajanlı pekiştirmeli öğrenmede ajanların birbirine uyum sağladığı ortamlar doğrudan birer oyundur. model kararlarını açıklamakta yaygın kullanılan SHAP yöntemi, shapley değerini girdi özelliklerine uygular. reklam ihalelerinden kurye eşleştirmesine kadar birçok platform algoritması da aslında bir mekanizma tasarımı problemidir.

eleştiriler de ciddi. birincisi, modeller oyuncuların rasyonel olduğunu, kazançlarını bildiğini ve ötekilerin de rasyonel olduğunu bildiğini varsayar; davranışsal iktisat insanların adalet duygusu, öfke ve alışkanlıkla hareket ettiğini defalarca gösterdi. ikincisi, birçok oyunda birden fazla denge vardır ve teori hangisinin gerçekleşeceğini çoğu zaman söyleyemez. üçüncüsü, dengeyi hesaplamak bile zor olabilir; constantinos daskalakis, paul goldberg ve christos papadimitriou 2006'da genel oyunlarda nash dengesi bulmanın hesaplama açısından zor bir sınıfa girdiğini gösterdi. dördüncüsü, gerçek hayatta kazançlar, hatta oyuncuların kim olduğu belli değildir; modeli kuran kişi neyi dışarıda bıraktığını unutursa matematik onu yanlış yere götürür. yine de bence oyun teorisinin asıl değeri doğru tahmin üretmekten çok doğru soruyu sordurmasında. bir karar vermeden önce karşı taraf bunu görünce ne yapar diye sormak, bu alanın herkese bıraktığı en kullanışlı alışkanlık.
devamını oku →
@amokachi · 21 gün önce
firmalardan birinin üretim miktarını önce açıkladığı, diğerinin bunu görüp sonra karar verdiği rekabet modeli. alman iktisatçı heinrich von stackelberg 1934'te marktform und gleichgewicht, yani piyasa biçimi ve denge adlı kitabında ortaya koydu. önce hamle yapan firmaya lider, sonra gelene takipçi denir. cournot rekabetinden tek farkı hamle sırasıdır ama bu fark sonucu baştan değiştirir. model geriye doğru çıkarsama ile çözülür. lider, takipçinin her olası miktara nasıl tepki vereceğini önceden hesaplar ve bu tepkiyi hesaba katarak kendi miktarını seçer. ortaya çıkan sonuç alt oyun yetkin dengedir ve oyun teorisinin sıralı oyunlar fikrinin iktisattaki ilk büyük uygulamalarından biridir.

cournot örneğindeki rakamlarla bakalım. piyasa fiyatı 100 eksi toplam üretim, iki firmanın birim maliyeti 10 lira. takipçi her zaman 90'dan liderin üretimini çıkarıp ikiye böldüğü kadar üretir. bunu bilen lider 45 birim üretir, takipçi 22,5'e razı olur, toplam 67,5 birim çıkar ve fiyat 32,5 liraya iner. lider 1012,5, takipçi 506,25 lira kâr eder. aynı firmalar eşzamanlı oynasaydı ikisi de 900 kazanırdı. demek ki önde olmak lidere 112,5 lira kazandırıyor, takipçiyi 393,75 lira geriletiyor. tüketici de kazançlı çıkıyor, çünkü fiyat 40 yerine 32,5. toplam sanayi kârı ise düşüyor.

işin püf noktası taahhüt. lider 45'i açıkladıktan sonra takipçi 22,5'e inerse, liderin o noktadaki en iyi tepkisi aslında 33,75'tir. yani lider fırsat bulsa üretimini kısar. takipçi bunu biliyorsa liderin 45'ine inanmaz ve oyun cournot'ya geri döner. bu yüzden liderlik bir ilan değil, geri alınamaz bir adım ister. kurulmuş bir fabrika, ödenmiş bir makine, imzalanmış uzun vadeli bir tedarik sözleşmesi. inandırıcı taahhüt kavramının en net iktisadi örneği budur ve thomas schelling'in kendi seçeneklerini daraltmanın güç olabileceği fikriyle aynı yere çıkar. avinash dixit 1980'de bu mantığı pazara giriş caydırmasına uyguladı, yerleşik firmanın önceden kurduğu fazla kapasite rakibe 'girersen fiyat düşük kalacak' mesajını inandırıcı biçimde verir. konya'da da bunu gördüm, ilçede büyük bir soğuk hava deposu kurulduğunda küçük üreticiler kendi yatırım planlarını ona göre küçülttü, kimse o kapasitenin geri söküleceğini beklemiyordu.

model, mevcut ilk hamle avantajı tartışmasının biçimsel temelidir ama bir şartla. avantaj, miktarlar stratejik ikame olduğunda geçerlidir, rakip benim üretimime karşılık kendi üretimini azaltır. fiyat rekabetinde, yani farklılaşmış ürünlerde bertrand rekabeti koşullarında durum tersine döner. önce fiyat açıklayan, rakibin hemen altına inmesine zemin hazırlar ve ikinci olmak avantaja dönüşür. yarı iletken fabrikaları, bulut veri merkezleri, havayolu filoları gibi büyük ve batık yatırımların olduğu sektörler stackelberg'e, kampanya fiyatlarının saatlik değiştiği e-ticaret ise ikinci hamlenin değerine daha yakındır. rakip analizi yaparken rakibin söylediklerinden çok geri dönülmez adımlarına bakmak bu yüzden önemlidir. model iktisat dışında da yaşıyor. milind tambe ve ekibinin stackelberg güvenlik oyunları 2007'den itibaren los angeles havalimanında devriye planlamasında kullanıldı, savunan taraf lider, saldırgan takipçi kabul edilir. yapay zeka tarafında da iki düzeyli optimizasyon problemleri aynı yapıya sahiptir.

sık yapılan yanlışlardan biri, ilk davranan herkesin lider olduğunu sanmak. liderlik için hamlenin görünür, geri alınamaz ve takipçi tarafından gözlenebilir olması gerekir. takipçi liderin ne yaptığını göremiyorsa oyun fiilen eşzamanlıdır. bir diğer yanlış, takipçinin tehditleriyle kurulan bazı nash dengesi durumlarını gerçekçi saymak. takipçinin 'sen 45 üretirsen ben piyasayı mala boğarım' demesi, o an geldiğinde kendine zarar vereceği için inandırıcı değildir ve alt oyun yetkinlik bu tehditleri eler.
devamını oku →
@amokachi · 21 gün önce
açık artırma teorisi, alıcıların bir mala biçtiği değeri yalnızca kendilerinin bildiği durumlarda satış kurallarının teklifleri, kazananı ve satıcının gelirini nasıl belirlediğini inceler. teknik olarak her açık artırma bir eksik bilgili oyunlar örneğidir. konuyu oyun teorisiyle ilk ciddi biçimde ele alan william vickrey'nin 1961'de journal of finance'te yayımlanan makalesi oldu; vickrey bu çalışmalarla 1996 nobel ekonomi ödülünü james mirrlees ile paylaştı. konya'da hayvan pazarına babamla gittiğimde fiyatın pazarlıkla mı, açık artırmayla mı oluştuğunun herkesin davranışını değiştirdiğini görürdüm; bu teori tam olarak o farkı ölçmeye çalışıyor.

dört klasik biçim var. açık artan (ingiliz usulü) açık artırmada fiyat yükselir ve son kalan kazanır. açık eksiltmede fiyat yüksekten düşer ve ilk 'aldım' diyen alır, bu da hollanda açık artırma olarak bilinir. birinci fiyatlı kapalı zarfta en yüksek teklif kazanır ve kendi teklifini öder. ikinci fiyatlı kapalı zarfta ise en yüksek teklif kazanır ama ikinci en yüksek teklifi öder, buna vickrey açık artırması denir. ilk bakışta ikinci fiyatlı biçim satıcıya kaybettiriyor gibi görünür, ama birinci fiyatlı biçimde de alıcılar tekliflerini değerlerinin altına çeker.

teorinin en şaşırtıcı sonucu gelir denkliği teoremi. alıcılar riske karşı nötrse, değerleri birbirinden bağımsız ve aynı dağılımdan geliyorsa ve en yüksek değerli alıcı kazanıyorsa, bu dört biçim satıcıya ortalamada aynı geliri getirir. vickrey bunu özel durumlar için gösterdi, roger myerson ve ayrıca john riley ile william samuelson 1981'de genelleştirdi. sayıyla görelim. iki alıcının değeri 0 ile 100 arasında rastgele olsun. ikinci fiyatlı biçimde herkes değerini yazar, satıcı ikinci en yüksek değeri alır ve bunun beklentisi yaklaşık 33. birinci fiyatlı biçimde dengede her alıcı değerinin yarısını teklif eder; en yüksek değerin beklentisi yaklaşık 67, yarısı yine yaklaşık 33. farklı kurallar, aynı ortalama gelir.

varsayımlar bozulunca biçim önemli hâle gelir. alıcılar riskten kaçınıyorsa birinci fiyatlı biçim daha çok getirir. malın değeri herkes için ortak ama belirsizse, bir petrol sahası gibi, kazananın laneti devreye girer. paul milgrom ile robert weber 1982'de değerler birbirine bağlı olduğunda açık artan biçimin, alıcıların birbirinin çekilişinden bilgi edinmesi sayesinde daha fazla gelir getirdiğini gösterdi. az alıcı varsa satıcının taban fiyat koyması gerekir; myerson'un 1981'deki en iyi açık artırma çalışması bunu mekanizma tasarımı çerçevesinde hesapladı.

pratiğin yıldızı frekans ihaleleri. ABD'de FCC 1994'te telekom frekanslarını paul milgrom ile robert wilson'ın tasarımına dayanan eşzamanlı çok turlu açık artırmayla satmaya başladı; milgrom daha sonra 2016 ile 2017 arasındaki teşvik ihalesinin tasarımında da yer aldı. ikili 2020 nobel ekonomi ödülünü bu yüzden aldı. ingiltere'nin 2000'deki 3G ihalesi yaklaşık 22,5 milyar sterlin getirdi, türkiye de 4.5G frekanslarını 2015'te ihaleyle dağıttı. bunun dışında kamu alımlarındaki eksiltmeler, şirketlerin tedarikçi seçerken kullandığı tersine açık artırmalar, milisaniyeler içinde biten reklam açık artırmaları ve hal mezatları aynı teorinin sahaları.

sık yapılan yanlış anlama, gelir denkliğine bakıp 'hangi biçimi seçtiğin fark etmez' demek. paul klemperer'in vurguladığı gibi gerçek hayatta asıl sorun çoğu zaman danışıklı teklif ve yeterince alıcı çekememek; format bunları doğrudan etkiler. ayrıca alıcıların her zaman bir nash dengesi hesabı yaptığını varsaymak da iyimserlik, laboratuvarda insanlar birinci fiyatlı biçimde teoriden fazla teklif veriyor. yine de oyun teorisinin piyasa tasarımına en somut katkısı bu alandan geldi.
devamını oku →
@amokachi · 21 gün önce
alt oyun yetkin denge, sıralı hamle yapılan oyunlarda nash dengesinin içine gizlenmiş boş tehditleri ayıklayan, daha seçici bir denge kavramı. alman iktisatçı reinhard selten 1965'te talep ataletli bir oligopol modeli üzerinde çalışırken ortaya attı, 1975'te 'titreyen el' yetkinliğiyle genişletti ve 1994'te john nash ve john harsanyi ile birlikte nobel ekonomi ödülünü aldı. tanımı kısa. bir strateji profili, oyunun her alt oyununda, yani oyun ağacında herhangi bir karar düğümünden başlayıp sona kadar giden her parçada yine nash dengesi oluşturuyorsa alt oyun yetkindir. oyun teorisi diliyle söylersek oyuncuların planı yalnızca gerçekten oynanan yolda değil, hiç gidilmeyen dallarda da mantıklı olmalı.

klasik örnek pazara giriş oyunu. bir şehirde tek başına kargo hizmeti veren ve yılda 10 milyon lira kâr eden bir firma düşün. yeni bir girişim pazara girip girmemeye karar veriyor. girmezse girişim sıfır, yerleşik firma 10 alır. girerse yerleşik firma iki şey yapabilir; ya fiyat savaşı başlatır ve ikisi de 1 milyon zarar eder, ya da pazarı paylaşır ve ikisi de 4 milyon kazanır. yerleşik firma 'girersen fiyatı yerle bir ederim' diye ortalığa yayar. bu oyunun iki nash dengesi var. birincisinde girişim tehdide inanıp girmez, yerleşik firma da tehdidini hiç uygulamak zorunda kalmaz; o dal oynanmadığı için tehdit bedava görünür. ikincisinde girişim girer, yerleşik firma paylaşır. selten'in sorusu basit. giriş gerçekleştikten sonra fiyat savaşı yerleşik firmanın işine gelir mi? gelmez, eksi 1 yerine 4'ü seçer. demek ki tehdit boş ve ilk denge alt oyun yetkin değil. doğru tahmin geriye doğru çıkarsama ile bulunur; sondan başa doğru gelirsin, her düğümde o anki oyuncunun en iyi hamlesini sabitler, bir önceki adıma taşırsın.

iş hayatında kavramın asıl dersi, karşı tarafın sözlerine değil, söz söylendikten sonraki teşviklerine bakmak. bir yatırımcı 'bu değerlemeyi kabul etmezsen sonraki turda yokum' diyorsa, şirket gerçekten büyüdüğünde çekilip çekilmeyeceğini sor. bir tedarikçi 'bu fiyatı kabul etmezsen siparişi iptal ederim' diyorsa, kapasitesi boş kalınca ne yapacağına bak. tehdidi inandırıcı kılmanın yolu, sonradan geri dönmeyi pahalı yapan bir inandırıcı taahhüt vermektir; kapasite yatırımı, sözleşmeye cezai şart, kamuya açık fiyat garantisi bunun araçları. stackelberg rekabeti de aslında bir alt oyun yetkin denge hikayesi. lider önce üretim miktarını belirler, takipçi bunu görüp en iyi tepkisini verir, lider de bu tepkiyi baştan hesaba katar.

kavramın sınırlarını ilk gösteren yine selten oldu. 1978'de yayımladığı zincir mağaza paradoksunda, yirmi şehirde şubesi olan bir zincirin her şehirde rakip girişine karşı fiyat savaşı yapıp yapmayacağını sordu. geriye doğru çıkarsama son şehirde savaşmamayı, oradan geriye her şehirde de savaşmamayı söylüyor; sezgi ise ilk şehirlerde sert davranıp itibar kazanmanın mantıklı olduğunu söylüyor. bu boşluğu 1982'de david kreps ile robert wilson ve paul milgrom ile john roberts, rakibin firmanın tipinden emin olmadığı eksik bilgili oyunlar çerçevesiyle kapattı. benzer bir gerilim ultimatom oyununda da var; teori küçük teklifin kabul edileceğini söyler, laboratuvarda insanlar reddeder. robert rosenthal'ın 1981'de tanımladığı kırkayak oyunu gibi uzun zincirlerde de gerçek oyuncular teorinin öngördüğü kadar erken bırakmaz.

farkı netleştireyim. her alt oyun yetkin denge bir nash dengesidir, tersi doğru değil. tek seferlik eş zamanlı oyunlarda ayrı alt oyun yoktur, iki kavram çakışır; fark ancak hamleler sıralı ve gözlenebilir olduğunda ortaya çıkar. tekrarlanan oyunlarda işbirliğini ayakta tutan 'sapan olursa cezalandırırım' stratejileri de ancak cezalandırmak cezalandırana da mantıklı geldiğinde alt oyun yetkin olur. bende bu kavramı oturtan şey aslında konya'daki tarlaydı. babam her yıl tüccara 'bu fiyata vermem, beklerim' derdi, ama ürün hasattan sonra bekleyemeyecekti ve tüccar bunu bilirdi. tehdit ancak bir depomuz olunca inandırıcı hale geldi.
devamını oku →
@amokachi · 21 gün önce
oyun teorisinin en çok bilinen oyunu, her oyuncu için tek başına akıllıca olan kararın herkesi birlikte daha kötü bir yere götürdüğü durumu anlatır. oyun 1950 ocağında rand corporation'da merrill flood ve melvin dresher tarafından kuruldu. ikisi de john nash'in o sıralar yeni tanımladığı dengenin insanların gerçek davranışını ne kadar öngördüğünü merak ediyordu. bugünkü adını ve hapishane hikâyesini ise aynı yıl stanford'da psikologlara bir konuşma yapan princeton'lı matematikçi albert tucker verdi.

hikâye kısaca şöyle. iki şüpheli ayrı odalarda sorgulanıyor ve birbirleriyle konuşamıyor. ikisi de susarsa savcının elinde zayıf delil olduğundan birer yıl yatıyorlar. biri itiraf edip diğeri susarsa itiraf eden serbest kalıyor, susan on yıl alıyor. ikisi de itiraf ederse beşer yıl. kendinizi birinin yerine koyun. arkadaşınız susarsa itiraf ederek bir yıl yerine sıfır yıl alırsınız, itiraf ederse siz de itiraf ederek on yıl yerine beş yıl alırsınız. yani o ne yaparsa yapsın itiraf etmek sizin için daha iyidir, itiraf bir baskın stratejidir. aynı hesap öbürü için de geçerli olduğundan ikisi de itiraf eder ve oyunun tek nash dengesi olan beşer yıla düşerler. oysa ikisi de sussa birer yılla kurtulacaklardı. denge pareto optimalliği açısından kötüdür; herkesin daha iyi olduğu bir sonuç masada durur ama kimse tek başına oraya gidemez.

flood ve dresher oyunu rand'dan iki meslektaşları, iktisatçı armen alchian ve matematikçi john williams'a yüz tur üst üste oynattı. sonuç teorinin tek seferlik oyun için söylediğinden epey farklıydı, oyuncular sık sık işbirliği yaptı. çünkü yüz kez oynanan oyun artık tek seferlik bir ikilem değil, tekrarlanan oyunlar ailesinden bir oyundu ve orada itibar, misilleme ve güven devreye giriyordu. bu ayrım sonradan kısasa kısas stratejisine ve axelrod turnuvalarına uzanan geniş bir literatürün başlangıcı oldu.

iş dünyası bu yapıyla dolu. iki rakip zincirin kampanya dönemindeki indirim kararı tipik bir örnek. ikisi de normal fiyatta kalsa ikisi de iyi kazanır, biri indirime giderse müşteriyi toplar, ikisi de indirime giderse pazar payları yerinde sayar ama marjlar erir. reklam harcaması da öyle; ABD'de 1971'de sigara reklamlarının televizyondan kaldırılmasının ardından şirketlerin reklam bütçelerinin düştüğü ve kârlarının arttığı sık anılan bir örnektir, yasak şirketleri kendi başlarına çıkamadıkları bir ikilemden kurtarmıştı. kartellerin sık sık içeriden çatlaması, yani her üyenin kotasını gizlice aşma isteği, yetenek savaşında rakiplerin karşılıklı maaş yükseltmesi, pazaryerlerinde satıcıların birbirinden ucuz görünmek için sürekli fiyat kırması da aynı ailedendir. fiyat rekabetinin bu hali bertrand rekabeti başlığında daha teknik biçimde anlatılıyor.

sık yapılan iki yanlış var. birincisi oyunu 'insanlar bencildir' diye okumak. oyun bencilliği kanıtlamaz, yalnızca ödemeler böyle kurulduğunda bireysel çıkarla toplu çıkarın ayrıştığını gösterir. çözüm de çoğu zaman ahlak vaazı değil, ödemeleri değiştirmektir; sözleşme, ceza, itibar ve tekrar. ikincisi her çatışmayı mahkum ikilemi sanmak. kimsenin baskın stratejisinin olmadığı ve iki dengenin bulunduğu durumlar aslında tavuk oyunu ya da geyik avıdır ve çözüm yolları farklıdır. çok oyunculu hali ise ortak malların trajedisi olarak karşımıza çıkar. iktisat derslerinde bu oyunu ilk gördüğümde aklıma köydeki sulama sırası gelmişti; herkes biraz fazla sulamak ister, herkes isteyince kimseye yetmez.
devamını oku →
@amokachi · 21 gün önce
babamın konya'da buğday ve arpa ektiği bir tarlası var, ben de okul tatillerinde işlerin hesap kitap tarafına yardım ediyorum. iki sezondur gübreyi tarfin üzerinden alıyoruz, kullanan biri olarak deneyimimi yazayım belki işine yarayan olur.

önce neden denediğimizi anlatayım. bizim köyde de herkes gibi gübreyi bayiden veresiye alırdık, para hasattan sonra ödenirdi. sorun şu ki defterdeki tutarın nasıl büyüdüğünü kimse tam bilmezdi, bayi de sıkıştığı yıl hem fiyatı hem vadeyi kendi lehine değiştirirdi. ilçedeki bayi tarfin ile çalışmaya başlayınca babamı ikna etmem biraz sürdü, uygulamaya güvenmiyordu. işlemi bayide birlikte yaptık, telefondaki mobil uygulama ile hangi satış noktasında ne fiyat var önceden baktık, sonra alımı tamamladık. ödeme hasat sonrasına kaldı, yani kasımda alınan gübrenin parasını yazın, ürün satıldıktan sonra ödedik.

beğendiğim taraflar şunlar oldu. birincisi ödenecek toplam tutarı en başta net gördük, defter usulündeki sürpriz yoktu. ikincisi uygulamada fiyat karşılaştırabilmek bayiyle konuşurken elimizi güçlendirdi. üçüncüsü babamın kayıtlı bir ödeme geçmişi oluştu, bu da bankayla konuşurken ileride işimize yarayacak gibi duruyor. süreç sandığımızdan hızlı ilerledi ama bunu her bölge ve her bayi için genelleyemem.

dikkat edilmesi gerekenler de var. bu bir finansman, yani bedava değil; vade boyunca bir maliyeti var ve bunu peşin fiyatla kıyaslayarak karar vermek gerekiyor. vadeyi hasat takviminize göre doğru seçin, ürünü satamadan ödeme günü gelirse sıkışırsınız. kuraklık ya da fiyat düşüşü olan bir yılda da ödeme yükümlülüğü aynen duruyor, o yüzden ihtiyaçtan fazlasını almak cazip gelse de mantıklı değil. bir de her şey bayi üzerinden döndüğü için bayinin işi bilmesi çok fark ediyor.

toplamda bizim gibi küçük bir aile işletmesi için veresiye defterinin daha şeffaf ve kayıtlı hali gibi oldu. beşte dört veririm, bir puanı kırmamın sebebi babam gibi teknolojiye mesafeli üreticilerin ilk adımda hâlâ birinin yardımına ihtiyaç duyması. konunun genel çerçevesini merak eden tarım girdisi finansmanı başlığına bakabilir.
devamını oku →
@amokachi · 50 gün önce
gestalt psikolojisinin temel algı ilkelerinden biri; kaynağı danimarkalı psikolog edgar rubin'in 1915 tarihli çalışması. rubin'in vazosu diye bilinen görselde aynı çizgiler bir bakışta beyaz vazo, öteki bakışta karşılıklı iki siyah yüz olarak görülüyor; ikisini aynı anda görmek mümkün değil, algı ikisi arasında gidip geliyor. buradan çıkan ilke: görsel alanı her zaman bir şekil (öne çıkan, sınırı olan, dikkat çeken) ve bir zemin (arkada kalan, sınırsız, fark edilmeyen) olarak örgütlüyoruz.

hangisinin şekil olacağına dair kurallar da var. küçük alan büyük alana göre şekil olma eğiliminde; kapalı ve simetrik biçimler açık olanlara göre; görsel alanın alt kısmı üst kısma göre; ve daha önce gördüğümüz, anlamlı bulduğumuz biçimler diğerlerine göre şekil oluyor. bu kuralları bilmek, tasarımcının bakışı yönetmesini sağlıyor.

gestalt'ın diğer ilkeleriyle birlikte okunmalı: yakınlık (yakın öğeler grup olur), benzerlik (benzer öğeler grup olur), kapalılık (eksik biçimi tamamlarız), süreklilik (kesintisiz çizgiyi takip ederiz) ve hepsinin üstünde pragnanz yasası (zihin en basit, en düzenli yorumu seçer). şekil-zemin, bu ilkelerin çalışabilmesi için gereken ilk adım; önce neyin şekil olduğuna karar veriyoruz, sonra şekli örgütlüyoruz.
devamını oku →
@amokachi · 51 gün önce
insan zihninin yaptığı işlerin bir kısmını yapan yazılımlar. tanım burada bitiyor, sarkazm burada başlıyor.

pedro domingos'un sözü tam yerinde: "insanlar bilgisayarların fazla akıllanıp dünyayı ele geçirmesinden korkuyor; asıl sorun, fazla aptal olmaları ve dünyayı çoktan ele geçirmiş olmaları." hangi haberi göreceğinize, hangi videoyu izleyeceğinize, kredinizin çıkıp çıkmayacağına, cv'nizin insan gözü görmeden elenip elenmeyeceğine yıllardır algoritmalar karar veriyor. terminatör beklerken excel makrosu bizi teslim aldı.

bir de "halüsinasyon" diye kibar bir kelime buldular; makine uydurduğunda hata demiyoruz, halüsinasyon diyoruz. insan uydursa yalan, makine uydursa halüsinasyon. dil bile makineyi koruyacak şekilde ayarlanmış durumda. ben kullanıyorum, işime yarıyor, ama "yapay zeka söyledi" cümlesini kaynak olarak kabul eden herkesle aramda mesafe var.
devamını oku →
@amokachi · 2346 gün önce
Web tarayıcısı, world wide web'deki bilgilere erişmek için kullanılan bir yazılım uygulamasıdır. Bir kullanıcı belirli bir web sitesinden bir web sayfası istediğinde, web tarayıcısı gerekli içeriği bir web sunucusundan alır ve ardından sayfayı ekranda görüntüler.
@amokachi · 2346 gün önce
Siyah hayat önemlidir. Ya da, siyahların hayatları/yaşamları mühimdir anlamına gelen, içinde zerre samimiyet bulundurmayan slogan. Hele ki Türk ünlülerin sosyal medya profillerinde direkt ingilizce mottoyu paylaştıklarını gördüğümde inceden bir öğürme hissi gelmiyor değil.
@amokachi · 2346 gün önce
Peak Games'in 1.8 milyar dolara satılması olayından sonra, etrafımdan yana yakıla duymakta olduğum cümle. Malum Türkiye'de meşhurdur, popüler olan şeye abanıp o şeyi yok etmek. Allah'tan mobil oyun geliştme sektörü öyle herkesin atlayabileceği bir sektör değil.
Tanıtım videosu · 1 dk

inovanadolu'yu 1 dakikada tanı

Kanallar, sözlük, İlham blogu, kişilik testleri ve 140'tan fazla ücretsiz araç. Üretenlerin buluşma noktasında neler olduğunu kısaca izle.

Yeni başlık aç

inovanadolu Sözlük, üyelerin katkısıyla 8 yıldır büyüyen bir inovasyon ve girişimcilik sözlüğü. Başlık açmak üç adım:

1

AraHakkında başlık açacağın kişi, girişim ya da kavramı önce ara; belki başlık zaten vardır, tanımını oraya yazarsın.

2

OluşturAradığın başlık sözlükte hiç yoksa, aynı sayfada kategori seçip ilk tanımı yazarak başlığı açarsın.

3

İçerikİlk tanım bilgi içermeli; yalnızca kişisel bir değerlendirme olmamalı. Kaynak göster, gerekirse başka başlıklara bağlantı ver.

Öncesinde Sözlük Kuralları'nı okumanı öneririz.

Tanımı düzenle

Eski metin geçmişte saklanır; tanımda "düzenlendi" rozeti görünür.