Daha iyi bir Türkiye mümkün! Türkiye'nin girişimcilik ve inovasyon topluluğu·2018'den beri
Rastgele başlık

İnovasyon ve Girişimcilik Sözlüğü

/sozlukinovanadolu

inovanadolu Sözlük, içeriği kullanıcılar tarafından oluşturulan, inovasyon, girişimcilik, teknoloji vb. konularda başlıkların oluşturulduğu ve tanımlandığı, kategorisindeki en büyük Türkçe kaynaktır.

"vuk" araması

1 başlık· 10 tanımda geçiyor
Başlık henüz yok

Şu an "vuk" başlığını sen açabilirsin

Bu başlık sözlükte birebir yok. İlk tanımı yazan sen ol; başlık senin imzanla açılır. Aşağıdaki benzer başlıklardan biri aradığın şeyse, tanımı oraya yaz.

Başlığı açmak için üye olmalısın. Giriş yap ya da üye ol.
Benzer başlıklar
1tanım
tavuk oyunu

iki sürücü tek şeritli bir yolda birbirine doğru gaza basıyor. kim önce direksiyonu kırarsa 'korkak tavuk' ilan ediliyor, ikisi de kırmazsa çarpışıyorlar. adını 1950'lerin ABD'sindeki gençlik kültürün

Tanımlarda geçen
@amokachi · 16 saat önce
oyun teorisi, sonucu yalnızca senin kararına değil başkalarının kararlarına da bağlı olan durumları inceleyen matematik ve iktisat dalı. buradaki oyun satranç ya da tavla anlamında değil. iki şirketin fiyat savaşı, bir ihaleye teklif veren beş firma, maaş pazarlığı yapan bir çalışanla işveren, aynı kuyudan su çeken çiftçiler, hatta aynı çiçeğe konan arılar hep birer oyun. ortak noktaları, her oyuncunun hamlesini seçerken ötekilerin ne yapacağını tahmin etmek zorunda olması.

iktisat okurken bu alanı sevmemin sebebi biraz da memleket. konya'da ailemin tarlası var ve köyde yeraltı suyunu kimin ne kadar çekeceği, ortak biçerdöverin hangi sırayla kullanılacağı, ürünü tüccara kimin önce satacağı yıllardır aynı tartışma. oyun teorisini öğrenince bu tartışmaların bir dili olduğunu gördüm. bu tanımı da o dili merak edenler için bir harita gibi düşündüm; her kavramın kendi başlığı var, buradan oraya geçebilirsiniz.

alanın kökleri sanıldığından eski. antoine augustin cournot 1838'de aynı malı satan iki üreticinin ne kadar üreteceğini modelledi, bugün buna cournot rekabeti diyoruz. joseph bertrand 1883'te firmaların miktar değil fiyat seçtiğini varsayınca bambaşka bir sonuca ulaştı; bertrand rekabeti başlığında iki modelin neden bu kadar farklı şeyler söylediği anlatılıyor. heinrich von stackelberg 1934'te birinin önce, ötekinin sonra hamle yaptığı lider ve takipçi yapısını ekledi, o da stackelberg rekabeti olarak anılıyor. ernst zermelo 1913'te satranç gibi oyunları matematikle ele aldı, émile borel 1920'lerin başında rastgele karıştırılan hamleleri tartıştı. asıl kırılma john von neumannın 1928'de kanıtladığı minimaks teoremi ile geldi. von neumann ve iktisatçı oskar morgenstern 1944'te 'theory of games and economic behavior' kitabını yayımlayınca alan bağımsız bir disiplin haline geldi.

1950'ler alanın altın çağıdır. john nash doktora tezinde herkesin ötekilere karşı en iyi cevabı verdiği durumu tanımladı ve bu nash dengesi sonraki bütün çalışmaların ortak dili oldu. aynı yıl RAND'da merrill flood ile melvin dresher'ın tasarladığı bir deneyi albert tucker iki şüphelinin hikâyesine dönüştürdü, böylece mahkum ikilemi doğdu. lloyd shapley 1953'te ortak bir kazancın adil paylaşımı için bugün shapley değeri dediğimiz formülü önerdi. john harsanyi 1967 ile 1968 arasında yayımladığı makalelerle oyuncuların birbirinin tipini bilmediği eksik bilgili oyunları çözülebilir hale getirdi. reinhard selten ise 1965'te boş tehditleri eleyen alt oyun yetkin denge fikrini ortaya koydu. nash, harsanyi ve selten 1994'te nobel ekonomi ödülünü birlikte aldı.

temel kavramlara gelince, her oyunun üç parçası var. oyuncular, her oyuncunun seçebileceği stratejiler ve strateji bileşimlerinin her birine karşılık gelen kazançlar. rakip ne yaparsa yapsın daha iyi sonuç veren bir hamle varsa buna baskın strateji denir ve iş kolaylaşır. çoğu zaman öyle bir hamle yoktur, o zaman rakibin her hamlesine karşı en iyi cevaba bakarız. bazen hiçbir saf hamle dengede durmaz; penaltıda hep sağa vuran futbolcu çabuk okunur. çözüm, hamleleri belirli olasılıklarla karıştıran karma stratejidir. birinin kazancının tam olarak ötekinin kaybı olduğu durumlar sıfır toplamlı oyun diye ayrılır. poker ve satranç böyledir, ticaretin büyük kısmı değildir, çünkü iyi bir anlaşma iki tarafı birden kazançlı çıkarır. bir sonucun israf barındırıp barındırmadığını pareto optimalliği ile ölçeriz; kimseyi kötüleştirmeden birini iyileştiremiyorsan sonuç pareto optimaldir. mahkum ikileminin acı dersi de nash dengesinin pareto optimal olmak zorunda olmamasıdır.

bu birkaç kavramla ünlü oyunların ailesi kurulur. mahkum ikileminde bireysel akıl ortak zarar doğurur. ortak malların trajedisi aynı mantığın çok kişili halidir; meradaki fazla koyun, aşırı avlanan balık stoğu, herkesin kullandığı ama kimsenin bakımını üstlenmediği ortak bir sunucu. elinor ostrom 2009 nobel'ini toplulukların bu trajediyi kendi koydukları kurallarla nasıl aştığını göstererek aldı. koordinasyon oyununda çıkar çatışması yoktur, sorun aynı seçimde buluşmaktır; trafikte aynı şeritten gitmek ya da bir sektörün aynı dosya biçiminde anlaşması gibi. geyik avı güvenin, tavuk oyunu ise inatlaşmanın oyunudur. thomas schelling insanların konuşmadan nasıl buluştuğunu sordu ve cevabı schelling noktası kavramında buldu. aynı adam bir tehdidin ya da sözün ancak inandırıcıysa işe yaradığını gösterdi, bu da inandırıcı taahhüt başlığının konusu.

zaman eklenince tablo değişir. sıralı oyunlarda sondan başa doğru düşünmek, yani geriye doğru çıkarsama, en temel araçtır; satranç programlarından girişim ortaklık sözleşmelerine kadar aynı mantık işler. aynı oyun defalarca oynandığında tekrarlanan oyunlar devreye girer ve bugünkü ihanetin yarınki bedeli işbirliğini mümkün kılar. robert axelrod'un 1980 civarında düzenlediği bilgisayar turnuvalarını en basit programlardan biri olan kısasa kısas kazandı; önce iyi davran, sonra rakibin son hamlesini tekrarla. biyolojide aynı soruları john maynard smith ve george price sordu ve 1973'te evrimsel olarak kararlı strateji kavramını önerdi. evrimsel oyun teorisi rasyonel hesap yerine seçilim ve taklitle yayılan davranışları inceler.

bilgi eksik olduğunda oyun ayrı bir dala dönüşür. bilgi asimetrisi, bir tarafın ötekinden fazlasını bildiği durumdur. george akerlof 1970'te ikinci el araba piyasasında kötü malın iyi malı piyasadan kovduğunu gösterdi, buna ters seçim diyoruz. sözleşmeden sonra gözlenemeyen davranış değişikliği ise ahlaki tehlikedir; kasko yaptırınca daha dikkatsiz süren sürücü gibi. michael spence 1973'te iyi tipin kendini kötüden ayırmak için pahalı bir işaret gönderdiğini anlattı, sinyal verme buradan çıktı. akerlof, spence ve joseph stiglitz 2001'de nobel aldı. laboratuvarda ise werner güth ve arkadaşlarının 1982'de yayımladığı ultimatom oyunu deneyleri, insanların düşük teklifleri kendi zararlarına reddettiğini gösterip saf rasyonellik varsayımını sarstı.

bir de tersinden bakan dal var. verilmiş bir oyunu çözmek yerine istediğin sonucu verecek oyunu kurmak mekanizma tasarımıdır; leonid hurwicz, eric maskin ve roger myerson 2007'de bu alan için nobel aldı. en somut uygulaması ihalelerdir. açık artırma teorisi hangi biçimin ne kadar gelir getirdiğini ve malın kime gittiğini inceler. william vickrey 1961'de kazananın ikinci en yüksek teklifi ödediği biçimi önerdi; vickrey açık artırmasında gerçek değerini yazmak baskın stratejidir ve vickrey 1996'da nobel aldı. fiyatın yüksekten aşağı indiği hollanda açık artırma da bu ailenin üyesi. değeri belirsiz bir varlığı kazanan çoğu zaman o varlığı en çok abartan kişidir; 1971'de petrol sahası ihaleleri üzerinden tarif edilen bu tuzağa kazananın laneti denir. paul milgrom ve robert wilson, yeni ihale biçimleri ve ABD'deki frekans ihalelerine katkılarıyla 2020'de ödüllendirildi. oyuncuların bağlayıcı anlaşma yapabildiği durumları işbirlikçi oyun teorisi ele alır. shapley ile alvin roth 2012'de, böbrek nakli eşleştirmesinden tıp mezunlarının hastanelere yerleştirilmesine kadar uzanan istikrarlı eşleştirme çalışmaları için nobel aldı.

iş dünyasında oyun teorisi çoğu zaman adı konmadan kullanılır. bir girişimci fiyat koyarken rakibin cevabını düşünüyorsa, bir risk sermayesi fonuyla değerleme konuşurken iki tarafın da masadan kalkma seçeneğini tartıyorsa, iki rakip ortak bir standart için birlikte rekabet ediyorsa yapılan şey oyun teorisidir. barry nalebuff ve adam brandenburger'ın 1996 tarihli 'co-opetition' kitabı bu bakışı yöneticilere taşıdı. platform ekonomisinde alıcılar ve satıcılar karşı tarafın kalabalığına bakarak katılır, önce kimin geleceği tipik bir koordinasyon sorunudur. fiyat savaşları bertrand, kapasite yarışları cournot, pazara erken giren lider ise stackelberg modeline benzer; bunları ilk hamle avantajı başlığıyla birlikte okumanızı öneririm. müzakere masasında da en güçlü kart çoğu zaman anlaşma olmazsa ne yapacağınızdır.

yapay zeka tarafında alan hiç bu kadar canlı olmamıştı. satranç programlarının arama mantığı minimaks fikrine dayanır. üretken çekişmeli ağlar, yani GAN'lar, 2014'te iki ağın birbirine karşı oynadığı bir oyun olarak tanımlandı. carnegie mellon üniversitesinde geliştirilen libratus 2017'de, pluribus 2019'da profesyonel poker oyuncularını yendi; ikisi de dengeye yaklaşan stratejiler hesaplıyordu. çok ajanlı pekiştirmeli öğrenmede ajanların birbirine uyum sağladığı ortamlar doğrudan birer oyundur. model kararlarını açıklamakta yaygın kullanılan SHAP yöntemi, shapley değerini girdi özelliklerine uygular. reklam ihalelerinden kurye eşleştirmesine kadar birçok platform algoritması da aslında bir mekanizma tasarımı problemidir.

eleştiriler de ciddi. birincisi, modeller oyuncuların rasyonel olduğunu, kazançlarını bildiğini ve ötekilerin de rasyonel olduğunu bildiğini varsayar; davranışsal iktisat insanların adalet duygusu, öfke ve alışkanlıkla hareket ettiğini defalarca gösterdi. ikincisi, birçok oyunda birden fazla denge vardır ve teori hangisinin gerçekleşeceğini çoğu zaman söyleyemez. üçüncüsü, dengeyi hesaplamak bile zor olabilir; constantinos daskalakis, paul goldberg ve christos papadimitriou 2006'da genel oyunlarda nash dengesi bulmanın hesaplama açısından zor bir sınıfa girdiğini gösterdi. dördüncüsü, gerçek hayatta kazançlar, hatta oyuncuların kim olduğu belli değildir; modeli kuran kişi neyi dışarıda bıraktığını unutursa matematik onu yanlış yere götürür. yine de bence oyun teorisinin asıl değeri doğru tahmin üretmekten çok doğru soruyu sordurmasında. bir karar vermeden önce karşı taraf bunu görünce ne yapar diye sormak, bu alanın herkese bıraktığı en kullanışlı alışkanlık.
devamını oku →
@aysegulhoca · 16 saat önce
evrimsel oyun teorisi, stratejileri bilinçli seçimler olarak değil, kuşaktan kuşağa aktarılan ya da taklitle yayılan davranışlar olarak görür. ödeme burada üreme başarısı ya da kalıcılıktır; iyi sonuç veren strateji nüfus içinde çoğalır, kötü sonuç veren azalır. oyuncuların akıllı olması gerekmez, seçilim işi onların yerine yapar. alanı john maynard smith ile george price 1973'te nature dergisinde yayımlanan 'the logic of animal conflict' makalesiyle başlattı. soruları şuydu; hayvanlar türdeşleriyle kavga ederken neden çoğu zaman öldürücü değil, gösterişli ve kurallı dövüşüyor? maynard smith 1982'de evolution and the theory of games kitabıyla çerçeveyi genişletti, peter taylor ile leo jonker ise 1978'de stratejilerin oranlarının zaman içinde nasıl değiştiğini gösteren replikatör dinamiğini tanımladı.

merkezdeki kavram evrimsel kararlı strateji. bir nüfusun tamamı bu stratejiyi benimsemişse, farklı davranan küçük bir mutant grup nüfusu işgal edemez. her evrimsel kararlı strateji bir nash dengesidir ama tersi doğru değildir; yani bu kavram nash dengesinin daha seçici bir hâli. en bilinen örnek, maynard smith'in yazılarıyla yaygınlaşan şahin güvercin oyunu. bir kaynağın değeri 50 puan, kavgada yaralanmanın bedeli 100 puan olsun. iki şahin karşılaşırsa dövüşür, yarı yarıya kazanır, ortalama 25 puan kaybeder. şahin güvercinle karşılaşırsa güvercin kaçar, şahin 50 alır, güvercin 0. iki güvercin kaynağı paylaşır, ikisi de 25 alır. herkes güvercinse araya giren bir şahin 50 alıp 25 alanları geride bırakır. herkes şahinse bir güvercin 0 alır, eksi 25 alan şahinlerden iyidir. denge nüfusun yarısının şahin olduğu noktada kurulur; genel olarak şahin oranı kaynak değerinin yaralanma bedeline oranıdır. bu yapı tavuk oyunu ile aynıdır ve dengesi bir karma strateji dengesine karşılık gelir.

işbirliğinin nasıl ortaya çıktığı da bu alanın ana sorularından biri. robert axelrod 1980'lerin başında düzenlediği bilgisayar turnuvalarında tekrarlanan oyunlar içinde kısasa kısas stratejisinin öne çıktığını gösterdi ve biyolog william hamilton ile birlikte yazdığı 1981 tarihli makalede bunu evrimsel bir dille yorumladı. trafikte hangi şeritten gidileceği gibi kurallar da koordinasyon oyunu içinde evrimsel olarak oturan sözleşmeler olarak okunabilir.

iş dünyasında karşılığı açık. firmalar her zaman stratejilerini hesaplayarak seçmez, başarılı rakibi taklit eder; böylece bir sektörde fiyat kıran agresif firmalarla uzlaşmacı firmaların oranı şahin güvercin oyunundaki gibi dengelenebilir. teknoloji standartlarının ve iş modellerinin yayılması, girişim ekosistemlerinde belli bir modelin çok kopyalanıp sonra çökmesi de bu dinamikle açıklanır. çok ajanlı pekiştirmeli öğrenme sistemlerinde öğrenme dinamikleri ile replikatör dinamiği arasında yakın matematiksel bağlar olduğu da gösterildi. ben bu oyunu derste, öğrencilere şahin ve güvercin kartları dağıtıp turlar hâlinde oynatıyorum; birkaç turda sınıfın kendiliğinden yarı yarıya bir dağılıma yaklaştığını görmek her seferinde konuyu anlatmaktan daha etkili oluyor.

sık yapılan yanlış, evrimsel kararlı stratejiyi türün ya da grubun iyiliğine olan strateji sanmak. herkesin güvercin olduğu nüfus toplamda daha iyi durumda olsa da kararlı değil; kararlı olan karma nüfus ise pareto optimalliği taşımaz. bir başka yanlış 'en güçlü kazanır' okuması; uygunluk görelidir ve bir stratejinin başarısı nüfusta neyin yaygın olduğuna bağlıdır. ayrıca model sonsuz büyüklükte nüfus ve rastgele eşleşme gibi basitleştirmeler yapar, gerçek ağlarda sonuçlar değişebilir. yine de oyun teorisini rasyonellik varsayımından kurtaran en güçlü çerçeve bu.
devamını oku →
@turkishpower · 16 saat önce
inandırıcı taahhüt, bir oyuncunun gelecekteki hamlesini önceden bağlaması ve bu bağın karşı tarafça da gerçek kabul edilmesi. sıradan bir söz ya da tehditten farkı, sonradan geri dönmenin taahhüdü verene pahalıya patlaması. kavramı oyun teorisine ve strateji literatürüne taşıyan thomas schelling oldu; 1960 tarihli the strategy of conflict kitabında seçeneklerini kısıtlayan oyuncunun pazarlıkta güçlenebileceğini gösterdi. paradoks gibi duruyor ama değil. elinizi kolunuzu bağladığınızda karşı taraf ne yapacağınızı tahmin etmekle uğraşmaz, sizin yerinize hesaplar ve kendi hamlesini ona göre ayarlar. bu hesap alt oyun yetkin denge mantığıyla yapılır; karşı taraf sözünüze değil, söz verildikten sonraki teşviklerinize bakar.

sanayide en bilinen örnek kapasite yatırımı. avinash dixit 1980'de yayımladığı makalede yerleşik firmanın kapasiteyi önceden kurmasının neden caydırıcı olduğunu modelledi. somut düşünelim. bir bölgede tek alüminyum profil üreticisi var, yeni bir rakip 30 milyon liralık tesis kurmayı tartıyor. yerleşik firma 'girersen fiyatı kırarım' derse bu laftan ibaret, çünkü rakip girdikten sonra fiyat kırmak kendi kârını da eritir. ama yerleşik firma ikinci hattı önceden kurmuşsa durum değişir. makine alınmış, para batmış, hattın ek üretim maliyeti düşük. rakip girdiğinde o hattı çalıştırıp piyasayı doldurmak artık yerleşik firmanın en iyi tepkisidir. rakip bunu hesaplar ve girmez. stackelberg rekabetindeki liderin avantajı da buradan gelir; üretim kararını önce ve geri alınamaz biçimde veren, takipçinin alanını daraltır. ilk hamle avantajı dediğimiz şeyin önemli bir kısmı, ilk hamlenin taahhüt değeri taşımasıdır.

fiyat eşleme garantisi daha ince bir örnek. bir elektronik zinciri 'başka yerde daha ucuzunu bulursan farkı öderiz' dediğinde müşteriye cömert görünür. rakibin gözünden bakınca mesaj başka; fiyat kırarsan müşteri sana gelmez, bize gelip aynı fiyatı alır, sen sadece marjını kaybedersin. böylece indirim teşviki zayıflar ve bertrand rekabetinin öngördüğü, maliyete kadar inen fiyat savaşı başlamadan söner. steven salop 1986'da bu tür garantileri, en çok kayrılan müşteri maddesiyle birlikte, oligopolde koordinasyonu inandırıcı biçimde kolaylaştıran uygulamalar arasında saydı. rekabet otoritelerinin bu garantilere dikkatle bakması boşuna değil.

taahhüt araçları çeşitli. sözleşmeye konan cezai şart, kurucu hisselerine uygulanan dört yıllık hak kazanma takvimi, tedarikçiyle yapılan al ya da öde anlaşması, kamuoyuna duyurulmuş fiyat politikası, açık kaynak lisansla yayımlanmış ve geri çekilemeyen kod hep aynı işi görür. bir platform şirketi geliştiricilere 'arayüzü keyfimize göre değiştirmeyeceğiz' dediğinde kimse buna tam güvenmez; güvenilmesi için sözü bir lisansa, bir vakfa ya da bağımsız bir standarda bağlaması gerekir. tavuk oyununda direksiyonu söküp camdan atan sürücü de aynı mantıkla hareket eder; geri adım atamayacağını göstererek karşı tarafı çekilmeye zorlar.

sık yapılan hata, taahhüdü sertlikle karıştırmak. yüksek sesle verilen ama geri alınması kolay bir söz taahhüt değil blöftür, ve tekrarlanan oyunlarda blöf bir kez görüldüğünde itibar gider. ikinci hata, esnekliğin bedelini unutmak; piyasa dönerse fazla kapasite batık maliyet olarak bilançoda kalır. üçüncüsü, taahhüdün görünür olması gerekir, rakibin haberi olmayan bir yatırım kimseyi caydırmaz. bizim sektörde bunu çok gördüm. bir rakip yeni pres hattının siparişini fuarda herkesin önünde imzaladı, o yıl iki firma aynı ürüne girmekten vazgeçti. müzakere masasında da kural aynı; elinizdeki alternatifi gerçek ve görünür kılmadan 'kalkar giderim' demenin değeri yoktur.
devamını oku →
@sammy · 16 saat önce
jean-jacques rousseau 1755'te yayımlanan insanlar arasındaki eşitsizliğin kaynağı üzerine söylev'de bir grup avcıyı anlatır. geyiği ancak herkes yerinde durursa yakalayabilirler. ama içlerinden birinin yanından bir tavşan geçerse o kişi tavşanın peşine düşer, geyik kaçar ve diğerleri eli boş kalır. oyun teorisi bu sahneyi ihanetin değil güvenin oyunu olarak modeller. mahkum ikileminin aksine burada kimsenin karşısındakini satmaya çıkarı yoktur; sorun yalnızca ötekinin yerinde duracağından emin olamamaktır.

iki avcıyla sayılara dökelim. ikisi de geyiğe kalırsa her biri 4 birim et alır. tavşana giden, öteki ne yaparsa yapsın 3 birim alır. geyikte tek başına kalan ise 0 alır. iki nash dengesi vardır, ikisi de geyik ya da ikisi de tavşan. geyik dengesi herkes için daha iyidir, yani pareto optimalliği açısından üstündür. ama tavşan güvenlidir; bu sayılarla geyiğe kalmanın mantıklı olması için öbürünün de kalacağına en az yüzde 75 ihtimal vermeniz gerekir. john harsanyi ve reinhard selten 1988'deki denge seçimi kitaplarında bu gerilime ad koydu; geyik ödeme bakımından, tavşan risk bakımından baskın dengedir. laboratuvar deneylerinde, özellikle oyuncu sayısı arttıkça, insanların sık sık güvenli olana kaydığı görülür.

fikir rousseau'dan da eski. david hume, insan doğası üzerine inceleme'de ortak bir çayırı kurutmak isteyen iki komşunun kolayca anlaşabileceğini ama bin kişinin aynı işte anlaşmasının çok zor olduğunu yazmıştı. yakın dönemde filozof brian skyrms 2004'te yayımlanan the stag hunt and the evolution of social structure kitabında, toplumsal işbirliğini anlamak için geyik avının mahkum ikileminden daha uygun bir model olduğunu savundu.

girişimcilikte geyik avı her yerde. iki kurucunun ikisi de işini bırakıp tam zamanlı girerse şirketin şansı yüksektir; biri maaşlı işinde kalırsa diğeri geyiğin başında tek başına kalmış olur. yatırımcıların kurucuların tam zamanlı olmasını ve hisse hakediş (vesting) planlarını önemsemesi bundandır, ikisi de güveni sözleşmeye çevirir. bir sektör konsorsiyumunun ortak veri standardına geçmesi, yeni bir pazaryerine ilk satıcıların ve ilk alıcıların aynı anda gelmesi de böyledir. dijital ürün tarafında en çok gördüğüm hali iç araç geçişleri. yeni proje yönetim aracına ekibin yarısı geçip yarısı eski tabloda kalınca kimse ikisinden de verim alamıyor ve herkes tavşana, yani tanıdık tabloya geri dönüyor.

sık yapılan yanlış geyik avını mahkum ikilemiyle karıştırmak. mahkum ikileminde çözüm ödemeleri değiştirmektir, geyik avında ise beklentileri değiştirmek çoğu zaman yeter. liderin işe önce kendisinin girmesi, net bir geçiş tarihi, küçük ve görünür ilk adımlar bu yüzden işe yarar. bu yanıyla geyik avı bir koordinasyon oyunudur ve schelling noktası gibi ortak beklenti yaratan işaretlerden çok beslenir. tavuk oyunu ile farkı da şurada; orada iki taraf farklı dengeleri ister, burada ikisi de aynı dengeyi ister ama oraya gitmeye cesaret edemez.
devamını oku →
@amokachi · 16 saat önce
oyun teorisinin en çok bilinen oyunu, her oyuncu için tek başına akıllıca olan kararın herkesi birlikte daha kötü bir yere götürdüğü durumu anlatır. oyun 1950 ocağında rand corporation'da merrill flood ve melvin dresher tarafından kuruldu. ikisi de john nash'in o sıralar yeni tanımladığı dengenin insanların gerçek davranışını ne kadar öngördüğünü merak ediyordu. bugünkü adını ve hapishane hikâyesini ise aynı yıl stanford'da psikologlara bir konuşma yapan princeton'lı matematikçi albert tucker verdi.

hikâye kısaca şöyle. iki şüpheli ayrı odalarda sorgulanıyor ve birbirleriyle konuşamıyor. ikisi de susarsa savcının elinde zayıf delil olduğundan birer yıl yatıyorlar. biri itiraf edip diğeri susarsa itiraf eden serbest kalıyor, susan on yıl alıyor. ikisi de itiraf ederse beşer yıl. kendinizi birinin yerine koyun. arkadaşınız susarsa itiraf ederek bir yıl yerine sıfır yıl alırsınız, itiraf ederse siz de itiraf ederek on yıl yerine beş yıl alırsınız. yani o ne yaparsa yapsın itiraf etmek sizin için daha iyidir, itiraf bir baskın stratejidir. aynı hesap öbürü için de geçerli olduğundan ikisi de itiraf eder ve oyunun tek nash dengesi olan beşer yıla düşerler. oysa ikisi de sussa birer yılla kurtulacaklardı. denge pareto optimalliği açısından kötüdür; herkesin daha iyi olduğu bir sonuç masada durur ama kimse tek başına oraya gidemez.

flood ve dresher oyunu rand'dan iki meslektaşları, iktisatçı armen alchian ve matematikçi john williams'a yüz tur üst üste oynattı. sonuç teorinin tek seferlik oyun için söylediğinden epey farklıydı, oyuncular sık sık işbirliği yaptı. çünkü yüz kez oynanan oyun artık tek seferlik bir ikilem değil, tekrarlanan oyunlar ailesinden bir oyundu ve orada itibar, misilleme ve güven devreye giriyordu. bu ayrım sonradan kısasa kısas stratejisine ve axelrod turnuvalarına uzanan geniş bir literatürün başlangıcı oldu.

iş dünyası bu yapıyla dolu. iki rakip zincirin kampanya dönemindeki indirim kararı tipik bir örnek. ikisi de normal fiyatta kalsa ikisi de iyi kazanır, biri indirime giderse müşteriyi toplar, ikisi de indirime giderse pazar payları yerinde sayar ama marjlar erir. reklam harcaması da öyle; ABD'de 1971'de sigara reklamlarının televizyondan kaldırılmasının ardından şirketlerin reklam bütçelerinin düştüğü ve kârlarının arttığı sık anılan bir örnektir, yasak şirketleri kendi başlarına çıkamadıkları bir ikilemden kurtarmıştı. kartellerin sık sık içeriden çatlaması, yani her üyenin kotasını gizlice aşma isteği, yetenek savaşında rakiplerin karşılıklı maaş yükseltmesi, pazaryerlerinde satıcıların birbirinden ucuz görünmek için sürekli fiyat kırması da aynı ailedendir. fiyat rekabetinin bu hali bertrand rekabeti başlığında daha teknik biçimde anlatılıyor.

sık yapılan iki yanlış var. birincisi oyunu 'insanlar bencildir' diye okumak. oyun bencilliği kanıtlamaz, yalnızca ödemeler böyle kurulduğunda bireysel çıkarla toplu çıkarın ayrıştığını gösterir. çözüm de çoğu zaman ahlak vaazı değil, ödemeleri değiştirmektir; sözleşme, ceza, itibar ve tekrar. ikincisi her çatışmayı mahkum ikilemi sanmak. kimsenin baskın stratejisinin olmadığı ve iki dengenin bulunduğu durumlar aslında tavuk oyunu ya da geyik avıdır ve çözüm yolları farklıdır. çok oyunculu hali ise ortak malların trajedisi olarak karşımıza çıkar. iktisat derslerinde bu oyunu ilk gördüğümde aklıma köydeki sulama sırası gelmişti; herkes biraz fazla sulamak ister, herkes isteyince kimseye yetmez.
devamını oku →
@aysegulhoca · 16 saat önce
thomas crombie schelling, çatışma ve işbirliğini oyun teorisinin diliyle ama formüllere boğmadan anlatan ABD'li iktisatçı. 14 nisan 1921'de kaliforniya'nın oakland kentinde doğdu, berkeley'de okudu, doktorasını harvard'da tamamladı. uzun yıllar harvard'da, ardından maryland üniversitesinde ders verdi ve 13 aralık 2016'da 95 yaşında öldü. 2005'te robert aumann ile birlikte nobel ekonomi ödülünü aldı; ödül, oyun teorisi analiziyle çatışma ve işbirliği anlayışımızı geliştirdikleri için verildi. aumann'ın payı daha çok tekrarlanan oyunlar üzerine matematiksel çalışmalardan, schelling'inki ise kavramlarını gündelik hayata taşıyabilen sezgisinden geliyordu.

en bilinen kitabı 1960 tarihli 'the strategy of conflict'. kitap soğuk savaş yıllarının güvenlik tartışmaları içinde yazıldı, ama asıl gücü fikirlerinin her türlü pazarlığa uygulanabilmesinden gelir. schelling'in temel gözlemi, gerçek çatışmaların neredeyse hiçbirinin saf sıfır toplamlı oyun olmadığıydı. en sert rakiplerin bile ortak bir çıkarı vardır, en azından ikisinin birden kaybedeceği sonuçtan kaçınmak. bu karışık güdülü durumlarda iletişim, taahhüt ve tehdit, matematiksel çözüm kadar belirleyicidir.

en ünlü katkısı odak noktası fikri, bugün kendi adıyla anılan schelling noktası. öğrencilerine şöyle bir soru sordu. yarın new york'ta biriyle buluşmanız gerekiyor ama yer ve saat konuşulmamış, haberleşmenin de yolu yok; nereye ve ne zaman gidersiniz? cevapların çoğu öğle saatinde ve grand central istasyonunda toplandı. kâğıt üzerinde sayısız eşit derecede iyi seçeneği olan bir koordinasyon oyununda insanlar ortak kültür, alışkanlık ya da göze batan bir özellik sayesinde aynı yerde buluşabiliyor. teknoloji ve tasarım derslerimde öğrencilere konuşmadan aynı sayıyı yazmalarını söylediğimde cevapların birkaç sayıda toplanması onları hep şaşırtıyor.

ikinci büyük fikri taahhüdün gücü. schelling'e göre bazen kendi seçeneklerini kısıtlamak pazarlık gücünü artırır; geri dönüş yolunu kapatan taraf, karşı tarafı uyum sağlamaya zorlar. bunun işe yaraması için taahhüdün gerçekten bağlayıcı, yani bir inandırıcı taahhüt olması gerekir; bedeli olmayan bir tehdit boş laftır. iş dünyasında karşılıkları çok. büyük bir kapasite yatırımını önceden yapıp yeni rakipleri caydıran firma, en düşük fiyatı garanti eden mağaza, kamuya açık bir çıkış tarihi vererek ekibini ve kendini bağlayan girişimci hep bu mantıkla çalışır. tavuk oyununda direksiyonu pencereden atan sürücü imgesi de onun fikirlerini anlatırken en sık kullanılan örnektir. aynı fikri kişisel hayata da uyguladı; sabah alarmı odanın öbür ucuna koymanın, bugünkü benliğin yarınki benliğe karşı aldığı küçük bir önlem olduğunu yazdı.

1978'de yayımlanan 'micromotives and macrobehavior' kitabında küçük bireysel tercihlerin büyük toplu sonuçlara nasıl dönüştüğünü inceledi. bir dama tahtası ve iki renk bozuk parayla kurduğu basit model, komşularının yalnızca bir kısmının kendine benzemesini isteyen ölçülü insanların bile zamanla keskin biçimde ayrışmış mahalleler oluşturabildiğini gösterdi. bu model bugün ajan tabanlı simülasyon derslerinin klasik başlangıç örneğidir ve evrimsel oyun teorisi ile aynı sezgiyi paylaşır; kimsenin istemediği bir düzen, herkesin küçük kararlarından kendiliğinden doğabilir. müzakere üzerine bir şey okuyacaksanız, schelling'in denemeleri hâlâ en keyifli başlangıç noktalarından biri.
devamını oku →
@mean · 16 saat önce
karma strateji, bir oyuncunun saf hamlelerinden birini kesin olarak seçmek yerine her birini belirli bir olasılıkla rastgele seçmesi. penaltıda kaleci yüzde 60 sağa, yüzde 40 sola atlıyorsa bir karma strateji oynuyordur. fikri 1920'lerin başında émile borel tartıştı, john von neumann 1928'de minimaks teoremini karma stratejiler üzerinden kanıtladı. john nash ise 1950'de her sonlu oyunda, karma stratejiler hesaba katıldığında en az bir nash dengesi bulunduğunu gösterdi. yani karma strateji oyun teorisinde bir süs değil, dengenin var olmasını sağlayan şeydir.

neden rastgele davranmak akıllıca olsun? çünkü bazı oyunlarda öngörülebilir olmak cezalandırılır. sayılı bir örnek. bir şirkette denetçi bir çalışanın masraf beyanını kontrol edebilir ya da etmeyebilir. çalışan sahte bir beyanla 100 lira kazanabilir, ama yakalanırsa bu 100 lirayı iade edip üstüne 200 lira ceza öder. denetçi hiç kontrol etmezse herkes hile yapar, her seferinde kontrol ederse kimse hile yapmaz ve denetim maliyeti boşa gider. dengede denetçi, çalışanı hile yapmakla yapmamak arasında tam kayıtsız bırakacak sıklıkta kontrol eder. hile yapmanın beklenen getirisi yakalanmama olasılığı çarpı 100 eksi yakalanma olasılığı çarpı 200 olduğuna göre, kontrol olasılığı üçte bir olduğunda bu sıfıra iner. çalışanın hile olasılığı da denetçiyi kontrol etmekle etmemek arasında kayıtsız bırakacak düzeye oturur.

işin tuhaf yanı, bir oyuncunun karışım oranının kendi kazançlarıyla değil rakibinin kazançlarıyla belirlenmesi. yukarıdaki örnekte cezayı 400 liraya çıkarırsanız dengede denetim sıklığı beşte bire düşer. ceza denetçinin kendi kazançlarını değiştirmiyorsa çalışanın dengedeki hile olasılığı ise değişmez. kural koyanların sık atladığı bir nokta bu; cezayı artırmak hileyi değil, gereken denetim miktarını azaltır.

güvenlik işinde bunu her gün yaşıyoruz. sabit saatte yapılan bir tarama saldırganın takvimine işlenmiş bir davetiyedir. los angeles havalimanında 2007'de devreye alınan ARMOR adlı sistem, kontrol noktalarının ve köpekli devriyelerin yerini oyun teorisiyle hesaplanan olasılıklarla rastgele belirliyordu; milind tambe'nin ekibi bu yaklaşımı güvenlik oyunları adıyla geliştirdi. iş dünyasında rastgele kalite denetimleri, mağazalara gizli müşteri ziyaretleri, zamanı önceden bilinmeyen indirimler karma stratejinin gündelik halleri. sporda da karşımıza çıkar; mark walker ve john wooders 2001'de wimbledon finallerindeki servis yönlerini inceledi ve sağa ve sola atılan servislerin kazanma oranlarının teorinin öngördüğü gibi birbirine yakın olduğunu buldu. ama oyuncular yön değiştirmeyi gereğinden sık yapıyordu.

bu son bulgu önemli bir uyarıya bağlanıyor. insanlar rastgele davranmakta kötüdür; aynı hamleyi ya çok uzun tekrarlar ya da gereğinden sık değiştirir. şüpheci biri olarak tavsiyem, gerçekten rastgele olması gereken kararı insana bırakmamak. iki yanlış anlama daha sık görülüyor. birincisi, karma strateji her şeyi yarı yarıya yapmak değildir, oranlar kazançlara göre hesaplanır. ikincisi, insanların gerçekten zar atıp atmadığı sorusu. john harsanyi 1973'te bir yorum önerdi; her oyuncunun kazancında başkalarının görmediği küçük farklar varsa, herkes kendi bilgisine göre kesin bir karar verse bile dışarıdan bakana davranış karma strateji gibi görünür. karma dengeler yalnızca sıfır toplamlı oyunlarda değil, tavuk oyunu gibi çatışma ile ortak çıkarın iç içe geçtiği oyunlarda da vardır.
devamını oku →
@beyazyakali · 28 gün önce
iki ya da daha fazla kullanıcı grubunu (alıcı ve satıcı, sürücü ve yolcu, geliştirici ve kullanıcı) buluşturan ve değeri kendisi üretmek yerine bu buluşmadan alan iş modeli. amazon pazaryeri, uber, apple'ın uygulama mağazası, trendyol; dünyanın en değerli şirketlerinin çoğu platform. geleneksel 'boru' modeli hammaddeyi ürüne çevirip satar, platform etkileşimi düzenler.

gücü ağ etkisinden gelir: her yeni satıcı alıcı için, her yeni alıcı satıcı için değeri artırır; belirli bir eşikten sonra platform kendi kendine büyür ve rakip girişi zorlaşır. zorluğu 'tavuk mu yumurta mı' sorunu: satıcı yokken alıcı, alıcı yokken satıcı gelmez. çözümler tek tarafı sübvanse etmek, kendi envanteriyle başlamak ya da dar bir nişte yoğunluk yakalamak.

kurumsal inovasyonda platform olmak en iddialı hedeflerden biri ve çoğu şirket için yanlış hedef; her banka bir 'süper uygulama', her perakendeci bir pazaryeri olmak istedi, azı oldu. daha gerçekçi yol var olan platformlarda iyi oyuncu olmak ya da api ile kendi hizmetini başka platformlara açmak. platform ekonomisi genel çerçeveyi, iş ekosistemi platform etrafındaki ilişkileri anlatır.
devamını oku →
@damon · 28 gün önce
girişimci olarak ilginç tarafı, türkiye'de düzenlemesi olmayan bir alanda iş kurmuş olması. 2018'de elektrikli scooter'ın hukuki statüsü belirsizdi; kaldırıma mı yola mı ait, ehliyet gerekir mi, belediye izni var mı, hiçbiri net değildi. martı önce araçları sokağa koydu, sonra kuralların yazılmasında masaya oturdu. 2021'de çıkan elektrikli scooter yönetmeliği büyük ölçüde bu sürecin sonucu.

aynı şeyi 2022'de martı tag ile yolcu taşımada tekrarladı; bu sefer çok daha sert bir alanda, taksi esnafı ve düzenleyici kurumlarla uzun süren bir mücadele oldu ve hâlâ bitmiş sayılmaz. "önce yap, sonra düzenleme gelsin" yaklaşımı uber'in dünyada yaptığının yerli versiyonu; hayranı da eleştireni de bol.

girişimciler için ders: düzenlenmemiş alan büyük fırsat ama büyük hukuki risk demek. sermaye ve avukat gücü olmadan bu oyunu oynamak zor; öktem'in arkasında erken dönemde ciddi yatırımcılar vardı. bir de sunum becerisi: mikromobiliteyi "scooter kiralama" değil "şehir içi ulaşım altyapısı" olarak anlatması, hem yatırımcıya hem kamuoyuna hikayeyi farklı yerden kurdu.
devamını oku →
@noway · 65 gün önce
Değerin üreticiyle tüketiciyi buluşturan platformlarda yaratıldığı ekonomik model; taksi sahibi olmayan uber, oda sahibi olmayan airbnb bu modelin sloganlaşmış örnekleridir. Klasik boru hattı işlerden farkı akış yönündedir: boru hattı üretir ve satar, platform iki tarafı eşleştirir ve etkileşimden pay alır. Motoru ağ etkisi çalıştırır; taraflardan biri büyüdükçe diğeri için cazibe artar ve kazanan çoğu zaman hepsini alır. Kurulum sancısı tavuk yumurta problemidir, sürücüsüz platforma yolcu gelmez; çözümler bilinir, bir tarafı sübvanse etmek ya da tek taraf için bile değerli bir araçla başlamak. Kurumsal dünyada da yankısı büyüktür; üretici şirketlerin çoğu kendi sektörünün platformu ben olmalıyım sorusuyla boğuşur.
devamını oku →

Yeni başlık aç

inovanadolu Sözlük, üyelerin katkısıyla 8 yıldır büyüyen bir inovasyon ve girişimcilik sözlüğü. Başlık açmak üç adım:

1

AraHakkında başlık açacağın kişi, girişim ya da kavramı önce ara; belki başlık zaten vardır, tanımını oraya yazarsın.

2

OluşturAradığın başlık sözlükte hiç yoksa, aynı sayfada kategori seçip ilk tanımı yazarak başlığı açarsın.

3

İçerikİlk tanım bilgi içermeli; yalnızca kişisel bir değerlendirme olmamalı. Kaynak göster, gerekirse başka başlıklara bağlantı ver.

Öncesinde Sözlük Kuralları'nı okumanı öneririz.

Tanımı düzenle

Eski metin geçmişte saklanır; tanımda "düzenlendi" rozeti görünür.